Ana Sayfa Blog Sayfa 9

Eforyum Spor Plaza İzmir

0
Eforyum Spor Plaza  İzmir
Eforyum Spor Plaza İzmir

Her hafta bir Fitness salonuna konuk olan Fitness&Beast yazarları sizler için Eforyum’daydı.  İzmir adliyesi karşısında ve Bornova Özkanlar’da şubeleri bulunan Eforyum; Fitness , BodyBuilding , Pilates , Kickboks , Aikido ve birçok aktivite ile 2010 yılından bu yana biz spor severlere hizmet vermekte.

 

Eforyum Spor Plaza İzmir

 

EĞİTMENLER

HACI HALİL AYDIN

KİCKBOKS

SALONDAN GÖRÜNTÜLER

[vc_media_grid style=”lazy” item=”masonryMedia_ScaleWithRotationLight” grid_id=”vc_gid:1534160651589-2c3f663a-18ef-9″ include=”7282,7280,7281,7283,7278,7279,7284,7273,7274,7276,7277,7285,7286,7287,7288,7272,7270,7289″]

ÇALIŞMA SAATLERİ

HAFTA İÇİ : 08:30  / 22:00

CUMARTESİ : 10:00 / 18:30

PAZAR : 10:00 / 18:30 (Sadece Merkez Şube)

FİYAT

Aylık : 100 tl

3 Aylık : 200 tl

6 Aylık : 300 tl

Senelik : 365 tl

Tel: 0 232 347 01 06  veya 0 232 462 68 46
GSM: 0 538 280 99 00
E-Posta: eforyum@hotmail.com

[vc_gmaps link=”#E-8_JTNDaWZyYW1lJTIwc3JjJTNEJTIyaHR0cHMlM0ElMkYlMkZ3d3cuZ29vZ2xlLmNvbSUyRm1hcHMlMkZlbWJlZCUzRnBiJTNEJTIxMW0xOCUyMTFtMTIlMjExbTMlMjExZDMxMjQuNTU5MzAwNzYzMjQ5NyUyMTJkMjcuMTc3MjUzMzE1NDcwOTYzJTIxM2QzOC40NTE2NDcxODA2OTk2NyUyMTJtMyUyMTFmMCUyMTJmMCUyMTNmMCUyMTNtMiUyMTFpMTAyNCUyMTJpNzY4JTIxNGYxMy4xJTIxM20zJTIxMW0yJTIxMXMweDE0Yjk2MmFmMmNiNjNlNDclMjUzQTB4MzRmNGRmNGM3MzZiNmEyNSUyMTJ6TVRVNE5pOHhNUzRnVTJzdUlFNXZPakV3TENCQlpHRnNaWFFzSURNMU5UTXdJRUpoZVhKaGEyekVzU19Fc0hwdGFYSXNJRlREdkhKcmFYbGwlMjE1ZTAlMjEzbTIlMjExc3RyJTIxMnMlMjE0djE0NTk1MTEwMjkyMDUlMjIlMjB3aWR0aCUzRCUyMjYwMCUyMiUyMGhlaWdodCUzRCUyMjQ1MCUyMiUyMGZyYW1lYm9yZGVyJTNEJTIyMCUyMiUyMHN0eWxlJTNEJTIyYm9yZGVyJTNBMCUyMiUyMGFsbG93ZnVsbHNjcmVlbiUzRSUzQyUyRmlmcmFtZSUzRQ==”]

Merkez: Dumlupınar Cad. No:65/A-B Manavkuyu-Bayraklı İzmir

Şube: Manas Bulvarı, Adalet Mah, 1586/11 Sok No:10 Bayraklı İzmir

Testosteronu Arttırmanın Doğal Yolları

3
Testosteronu Arttırmanın Doğal Yolları
Testosteronu Arttırmanın Doğal Yolları

 

Testosteron vücudunuzun en çok ihtiyaç duyduğu hayati hormonlardan biridir.

Daha fazla kas, daha az yağ ve daha çok kuvvet testosteronun vücut geliştirmecilerin seveceği birçok özellikten birkaçıdır.

Yalnızca ağırlık kaldırmada değil, bir erkek olarak sizi siz yapan hormondur. Gençlik ve 20’li yaşların başlarında, bu mucizevi hormonun seviyesi zirve yapar.

Ancak şunu aklınızdan çıkarmayın: hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.

Testosteron, cinsel gücünüzü belirler ve 30 yaşından sonra her sene seviyesi %1.6 oranında azalır.

Bu düşüşle beraber diğer alanlarda da düşüş görülür. Düşük güç, düşük libido, çekilmez kas ağrıları… Liste uzar gider.

Bu semptomlar doktora görünmenizi gerektirebilir ancak bu %1.6’lık düşüşü besin takviyesiyle telafi etmeniz mümkündür.

Yüksek ağırlıklarla yoğun antrenmanlar yapmak testosteron depolarınızın ağzına kadar dolmasına yardımcı olacaktır.

Ancak beyniniz, besin takviyesi çözümleri düşünmeden önce bu makaleyi okumaya devam ederek testosteron nedir, ne işe yarar ve seviyesini maksimumda tutmak için yapmanız ve yapmamanız gerekenler nedir, öğrenebilirsiniz.

Testosteronu Arttırmanın Doğal Yolları ‘nı öğrenmeden önce testosteronu tanıyalım.

 

Testosterona Giriş

Testosteron hakkındaki gerçek şudur: Cinsel gücünüzü tamamlar ve normal üreme ve cinsel fonksiyonlarınız için temel androjendir.

Beyninizin derinindeki hipofiz bezi ve hipotalamus; her iki organ da erkek hormonlarının ve spermin üretimini kontrol eder.

Testosteron üretimini ateşlemek için LH ve folikül uyarıcı hormon (FSH) hipofiz bezinden testislere gönderilir. Bu da antrenmanınızda yapabileceklerinizi belirleyen unsurlardır.

 

Testosteron türleri nelerdir?

İki çeşit testosteron vardır: serbest ve bağlı. Bağlı testosteron protein globülinlerine ve albüminlerine bağlanır ancak serbest testosteron çaba harcamadan androjen reseptörlerine bağlanarak seks performansınızı, kas üretimini ve korunmasını, yağın yakılmasını ve spor salonunda performansınızın artmasını sağlar.

Testosteron ayrıca kolesterol ile üretilir. Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada bir grup erkek günlük olarak 100 gramdan fazla “sağlıklı” yağı iki hafta boyunca tüketir.

Sonuç olarak da daha fazla serbest testosteron seviyesi görülmüştür. Sağlıklı yağları tüketirken çok çekingen davranmayın– bol bol fındık, tohum ve avokado tükerek testosteron üretimini destekleyebilirsiniz.

 

Testosteron Neden Düşer?

Testosteron seviyesi ergenlik çağında zirve yapar bu yüzden daha kalın bir sese, sık saçlara ve daha büyük kaslara sahip olursunuz.

Düşük testosteronun en büyük nedeni hipofiz bezi ve hipotalamus ile ilgili problemlerdir. Örneğin beyniniz yeterince LH ve FSH salgılayamayabilir.

Önceden de söylediğimiz gibi, testosteron seviyeniz 30 yaşından sonra düşmeye başlar. Bu yüzden bazı istenmeyen etkilere maruz kalabilirsiniz; belirgin kütle kaybı, düşük seks performansı, kas kütlesinde düşüş ve hatta depresyon.

 

Testosteron  Nasıl Yükseltilir?

O halde 30 yaşından sonra bel kemeriyle takılmak mı gerekir yoksa fitness arafına düşmemek için alabileceğiniz önlemler var mıdır?

Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’ne göre tüm erkeklerin %5’i klinik olarak düşük testosteron problemi yaşarlar.

Yalnızca kan seviyeniz düşük testosteronu onaylarsa, hormon değiştirme terapisi uygulanabilir. Değiştirme terapisi bir doktor tarafından önerilmelidir ve jel, hap, injeksiyon ya da parça parça verilebilir.

Biliyoruz bu biraz karmaşık görünüyor ve hatta bazılarına göre utanç verici. Ancak buraya kadar geldiniz, demekki yalnız değilsiniz.

Daha basit çözümler tabi ki mümkündür.

 

Doğal Testosteron Ateşleyici Beşli

Reklamlarda gördüğünüz testosterin artırıcılara para harcamadan önce neden paranızı bu 5 yapıtaşıyla değerlendirmiyorsunuz?

Hepsi söz konusu doğal bir şekilde testosteron seviyesi yükseltmek olunca çok daha uzun süreli fayda sağlayan yapıtaşlarıdır.

 

1. Vitamin D3

1000’den fazla vücut fonksiyonunu etkileyen bu güneş ışığı vitamininin testosteron seviyesini de kayda değer oranda artırdığı biliniyor.

Vitamin D3 biyolojik olarak testosterona çok benzemektedir çünkü kolesterolden elde edilen steroid bir hormondur.

Hormon & Metabolik Araştırma Dergisi’nin yayınladığı bir çalışmasının da gösterdiği üzere 12 ay boyunca günlük olarak D3 vitamini alan deneklerin testosteron seviyelerinin %400’e kadar yükseldiği görülmüştür. Aynısı serbest testosteron miktarı için de geçerlidir.

Testislerin D vitaminini algılayan reseptörleri olduğu düşünülmektedir. Ne kadar reseptör uyarılırsa, testosteron seviyesinin yükselme ihtimali o kadar artacaktır.

Bonus: Bu doğal testosteron artırıcıyla kemik yoğunluğunu da artırabilirsiniz.

 

2. D-Aspartik Asit

Bütün testosteron artırıcılarda D-Aspartik asit bulunur. D-Aspartik asit iki amino asitten oluşur: aspartik asit ve L-aspartit.

Hipotalamusta, D-Aspartik Asit LH, FSH ve büyüme hormonu (GH) salgılanmasını sağlar. 30 yaşından sonra büyüme hormonu GH seviyesi de 10 yıllık periyotlarla %12-15 arası düşer.

Üretkenlik Biyolojisi & Endokronolojisi’nin yayınladığı bir çalışmada, 23 erkek 12 gün boyunca D-Aspartik Asit alıyor.

23 erkekten 20’sinin testosteron seviyesinde %42 artış görülüyor.

Bu yapıtaşıyla doğal testosteron seviyenizi ciddi oranda artırabilirsiniz.

 

3. Çemen Otu

Çemen otu medikal amaçlarla yüzyıllardır kullanılmakta olan ve bol miktarda vitamin ve mineral içeren bir bitkidir.

İçeriğinde; demir, potasyum, kalsiyum, çinko, manganez, tiamin, B6 vitamini, A vitamini ve C vitamini bulunur.

Bol miktardaki vitamin ve mineral içeriği sayesinde çemen otu kötü kolesterolün azalmasına ve bağırsaklarda glikoz emilimine yardımcı olur, libidoyu artırır ve egzersiz performansınızı ateşler.

Güçlenmek için en iyi yol çemen otu içeren bir takviye denemektir.

Uluslararası Toplum Ve Spor Beslenmesi Dergisi’nin yayınladığı bir çalışmada 49 direnç atletine haftalık olarak 500 mg. çemen otu enjekte ediliyor. Sonuçlar: yükselen alt ve üst vücut gücü, düşük vücut yağı ve serbest testosteron seviyesinde artış olarak belirtiliyor.

Testosteronu Arttırmanın Doğal Yolları denince çoğu kişinin aklına çemen otu gelir.

 

4. L-Arjinin

Düşük testosteronla mücadele ederken, kas geliştirecek en verimli yöntemi bulmak zor bir iştir.

Bu problemin bir başka çözümü de L-arjinindir.

Vücutta arjinin nitrik oksite (NO) çevrilir bu da kan damarlarını genişletir. Kan akışındaki artıştan dolayı kaslara daha fazla besin ulaşır ve daha kısa sürede daha hızlı gelişmesini sağlar.

Düşük testosteron seviyesine sahip bireylerde kas gelişiminin anahtarı arjinin içeren besin destekleri olabilir.

 

5. Ginseng (G115)

Uyarıcı olarak birçok alanda kullanılan ginseng diğer faydalarının yanında testosteron seviyesindeki düşüşü telafi edebilir.

Asya bitkisi olan ginseng, özellikle vücut fiziksel stres altındayken dayanıklılığı artırır.

Üroloji Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada 53 erkeğe günde 3 ayrı seansta toplam 900 mg. kırmızı Kore ginsengi veriliyor.

Sonuç olarak daha iyi cinsel fonksiyonlar gözleniyor.

Bunun yanında gensing, hücresel yenilenmeyi uyararak cildinizin dokusunu da koruyor. Ayrıca cildinizin elastikliğini de artırıyor.

Eğer 30 yaşın altındaysanız ve kanınızda bol miktarda testosteron akıyorsa, legal testosteron artırıcılar sizin için uygun değildir.

Eğer testosteron seviyeniz düzgünse ve bir testosteron artırıcıyı enjekte ederseniz, doğal testosteron üretiminize zarar verebilirsiniz.

Eğer testosteron takviyesi almaya uygunsanız, bunu direnç antrenmanları ve dengeli bir diyetle destekleyerek testosteron seviyenizi koruyabilirsiniz.

 

Sütün Kas Yapımına Faydası Var mı?

0
sütün kas yapımına
Sütün Kas Yapımına Faydası

Bir ‘kas besini’ olarak süt, bugün bile, en güçlü adamları, vücut geliştirmenin öncüleri arasındaki popülerliğiyle büyülemeye devam ediyor.

Son yıllarda yapılan tüm bilimsel araştırmalar da, bu sporcuların inandığı şeyin kesinlikle doğru ve sütün gücünün sanılanın çok daha ötesinde olduğunu ve gözle görülmeyen, sütün protein peptidlerinin de mucizeler yaratabildiğini ortaya koyuyor.

Evet, sütün kas yapmaya, yağ yakmaya ve iyileşme sürecini hızlandırmaya yaradığını biliyoruz. Son yıllarda keşfedilen olumlu etkileri, kesinlikle onu eczanelerde satılan ilaçlara rakip kılacak nitelikte.

Peki, yatmadan önce çocuklara verilen bu sıvı nasıl oluyor da etkili bir kas yapıcı besin takviyesine dönüşüyor ve bizim besinlere bakış açımızı değiştiriyor?

Bu sorunun yanıtları gerçek deneyimlerde ve bilimsel araştırma sonuçlarında gizli.

ÖNEMİNİ ONLARDA ANLAMIŞTI

Süt, peynir ve çökelek gibi süt ürünlerinin sağlık ve formda yaşam üzerindeki olumlu etkileri 1800’lü yılların sonlarından beri biliniyor.

Bu dönemin ateşli ‘süt savunucuları’ halterlerini havaya kaldırdılar ve hayatlarının en formda dönemini bu sayede yaşadılar. Dahası, bu kişiler son derece de uzun ömürlü oldu:

Efsane güç sembolleri Armand Tanny, Bernarr Macfadden ve George Hackenschmidt 90, 87 ve 89 yaşlarına kadar yaşamayı başardılar.
Sağıldığı saf haliyle değerlendirildiğinde sütün, hücrelerin yenilenme sürecini hızlandırdığını ve sayısız sağlık sorununa karşı etkili olduğunu söylemek mümkün.

Tabii, bu etkilere, daha çok, ısıtılmamış ve pastörize edilmemiş halde olan ve fazla miktarda ‘bioaktif whey’ partikülleri içeren sütlerin sahip olduğunu hemen belirtelim.

“ABD’ye kıyasla, daha fazla süt ürünleri tüketen ülkeler bariz bir şekilde kalp ve damar hastalıklarına, insülin direncine, metabolik sendroma ve obeziteye daha az yakalanıyorlar,” diye başlıyor sözlerine, Beslenme ve Kas Metabolizması Fizyolojisi Uzmanı ve MET-Rx Besin Takviyeleri’nin kurucusu Dr. Scott Connelly.

“Bu ülkelerde insanlar hala, şeker eklenmemiş saf, fermente ya da ekşimiş süt ve süt ürünlerini tüketebiliyor ve böylece glikoz alımını ve yakımını dengeleyebiliyorlar.”

İngiliz araştırmacılar da, sütün diyabet, kalp hastalıkları ve inme gibi hastalıklarla olan ilişkisi üzerine 324 araştırma yayınladılar.

Ayrıca, süt ve kanser bağlantısını da incelediler. Ve bu araştırmaların hepsinin sonuçları, düzenli süt tüketmenin belirgin bir şekilde, kolorektal kanser, diyabet, kalp hastalıkları ve inme risklerini azalttığını destekler nitelikte çıktı.

 

SÜT VE KASIN MODERN TARİHİ

  • 1899 yılında Bernarr Macfadden, ‘Physical Culture’ (Fizik Kültürü) isimli dergiyi yarattı ve işlem görmemiş sütü ön plana çıkaran yazılar yazmaya başladı. 1923 yılında ise ‘Süt Diyeti: Süt Diyeti Evde Nasıl Bilimsel Bir Şekilde Uygulanır’ başlıklı yazıyı yayınladı.

  • 1930’lu yıllarda, Joseph Hise, sütü kas yapan süper bir besin olarak övmeye başladı. İddiasına göre sadece bir ayda 14 kilo almıştı ve bunun tek sırrı süt ve ‘squat’lardı.

    Hise’in bu iddiaları, kısa süre sonra, önce vücut geliştirme ikonu ve 1936 Olimpiyatları Halter Şampiyonu John Grimek tarafından, sonra da pek çok diğer vücut geliştirici tarafından benimsendi.

  • 1950 yılında Mr. USA Armand Tanny, başarısının sırrının bol bol süt içmek olduğunu açıkladı.

  • 1954 yılının Mr. Universe’i Steve Reeves sinemaya geri döndü ve hemen her söyleşisinde süt içmenin kas geliştirme ve sağlık üzerindeki faydalarını anlattı.

  • 1958 yılında, o güne kadar tam 10 kez Mr. Universe seçilen Reg Park, günde 3-4 öğünden oluşan bir diyetin ne kadar başarılı olabileceğinden bahsetti. Bu diyetin bir kuralı da, günde 6 kez ballı süt içmekti.

    Ağırlık kaldırmada tüm ulusal rekorları alt üst eden Bruce Randall, 186 kg’lık ağırlığa günde 8-10 litre süt içerek ulaşmıştı. Randall, bundan bir süre sonra, 1959 yılında da Mr. Universe olmayı başardı. Yağsız süt, yine diyetinin önemli bir parçasını oluşturuyordu.

  • 1950’li ve 80’li yıllar arasında, ‘Demir Guru’ olarak da anılan Vince Gironda, Mr. Olympia Larry Scott’tan Clint Eastwood’a dünyanın en iyi vücutlarını eğitti. Gironda’nın ‘Taş Devri’ isimli düşük karbonhidrat diyeti kas geliştirmesi amacıyla bol bol peynir içeriyordu. Scott’un, ‘6 Haftalık Hacim Diyeti’nde ise, bir bardak süt ya da bir parça peynir günde 4 kez ara öğün olarak tavsiye ediliyordu.

  • 1962 yılında, Larry Scott, Mr. America titrini sütün ve süt ürünlerinin faydalarını herkese aktarmak için kullandı.

  • 1977 yılında ise, Arnold Schwarzenegger, ‘Arnold: Bir Vücutçunun Eğitimi’ isimli kitabında yine sütün yararlarından bahsediyordu.

 

NEDEN BÖYLESİNE YARARLI?

Katkısız, saf süt tüm övgüleri alsa da bu pastörize sütün hiçbir faydası olmadığı anlamına gelmiyor. Sütte bulunan en önemli proteinler ‘whey’ ve ‘kazein’, tam yağlı, yarım yağlı, yağsız, hatta süt bazlı protein tozlarında aynı oranda (yüzde 20 whey ve yüzde 80 kazein) bulunuyor. Bu proteinlerin birbirinden çok farklı olan emilim ve amino asit oranları da işte kas yapımı için gereken o mükemmel sinerjiyi oluşturuyor.

Sütte bulunan proteinlerden whey, suda çözülebilen, kana oldukça hızlı karışabilen ve bu nedenle anabolik etkiyi çok çabuk bir şekilde tetikleyen bir madde. Whey, aynı zamanda, diğer tüm protein kaynaklarından yüksek oranda amino asit (BCAA) konsantrasyonuna da (yüzde 23 – 25 arası) sahip. BCAA’ların, bir sporcu için gerekli olan egzersiz sonrası kas-protein sentezini sağlamaya yardımcı en güçlü besin olduğunu da ekleyelim.

“Güç isteyen atletler, whey’le, antrenmanlar sırasında tetiklenen protein sentezinden elde ettikleri kazancı ikiye katlayabilirler,” diye açıklıyor Connelly. Ünlü bilim adamına göre; bu durum, mTOR (memelilerin rapamisin hedefi) olarak tanımlanıyor ve bu sayede ‘sentetik protein yanıtı’ böyle büyük ve uyumlu olabiliyor. Aynı zamanda, bol miktarda ‘leucine’ amino asiti içeren proteinlerin (whey gibi) emilmesi de son derece hızlı gerçekleşebiliyor.

Whey’in böylesine hızlı emilmesinin olumsuz yönü ise, büyük bir amino asit akımına yol açması ve bunların kaslarda glikoza dönüşmesi. Whey, anabolizmayı bir kez tetiklediğinde, beden, kas kazanımını sabitlemek için sürekli bir amino asit ihtiyacına giriyor (özellikle de antrenman sonrasında).

Kazein ya da kazein proteinleri, sütte bulunuyorlar ve kasların amino asit ihtiyacını temine yardımcı olma konusunda mucizevi bir şekilde işe yarıyorlar. Midede toplanan kazein proteinleri sürekli olarak metabolizmaya amino asit, peptid ve tam protein sağlıyor.

Genellikle 2-3 amino asitten oluşan kısa protein parçaları olan bu peptidler, süt proteininin diğer bir faydalı bileşeni. Laktokinin (spesifik whey peptidleri) ve kasokinin (spesifik kazein peptidleri) gibi peptidlerin, damarları büzen bir enzim salgılayarak tansiyonu düşürdüğü bilinen araştırma sonuçları arasında.

Peptidlerin bu fonksiyonu aynı zamanda, kan dolaşımını hızlandırarak iyileşme ve büyüme gibi süreçleri de destekliyor.

Sütün yukarıda sıraladığımız faydalarının pek çoğuyla yeni tanıştığınızı tahmin ediyor ve kalsiyum konusundan bu nedenle pek fazla bahsetmiyoruz.

Ama yine de kalsiyumun yağlarla, özellikle de karın ve bel bölgesindekilerle savaşta önemli bir rol oynadığını hatırlatmakta fayda var.

Uzmanlara göre bunu şu şekilde açıklamak olası; kalsiyum, yağ üretimini tetikleyen ve yağ yakımını sekteye uğratan kalsitrol hormonunun salınımını düzenliyor. Yeterli miktarda kalsiyum aldığınızda, kalsitrol seviyesi ve tabii yağ üretimi düşüyor, yağ yakımı hızlanıyor.

Kalsiyumun diğer önemli bir özelliği de bağırsaklar tarafından emilen yağ miktarını kısıtlaması.

Tam yağlı süt hiç trans yağ içermez ama bol miktarda linoleik asit, oleik asit, omega-3 yağ asitleri ve sağlık üzerindeki faydaları ve yağ yakmada ki etkileriyle bilinen kısa – orta zincirli trigliseridlere sahiptir. (Organik sütler daha da bol miktarda değerli yağ içerir)

Sütteki doymuş yağların bile kalp hastalıkları riskini arttırmadığı, insülin direnci ve glikoz toleransı sendromlarını hafiflettiği doğruluk payı olduğuna inanılan bilgiler arasında.

İşte bu nedenle kas geliştirme sürecinde kalori alımına ihtiyacınız varsa, bunu kalp ve damar sağlığınızı riske atmadan sütle yapabilirsiniz. Amacınız fazla yağlardan kurtulmaksa, az yağlı ya da yağsız sütlerle aranızı iyi tutmalısınız. Fakat niyetiniz sadece güçlü olmaksa bunu tüm süt çeşitlerinin yapabileceğini hatırlatalım.

KAHVERENGİ BOMBA
• Son birkaç yıldır arananlar listesinde olan çikolatalı süt geri dönüyor. ABD Indiana Üniversitesi Performans Laboratuarları’nda yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, piyasada bulunan başka karbonhidrat içeceklerine kıyasla çok daha etkili bir iyileştirici güce sahip. İngiltere New Castle’daki Northumbria Üniversitesi’nde yapılan benzer bir araştırma raporları da bu sonucu destekler nitelikte.

Fazla Protein Zararlı mı?

0
Fazla Protein Zararlı mı?
Fazla Protein Zararlı mı?

Bir takım araştırmalar yüksek proteinli diyetlerin böbrek ve karaciğere zarar verdiğini söylüyor. Özellikle günlük yüksek miktarda protein alımı, böbrek ve karaciğeri zorladığı ifade ediliyor. Ayrıca, egzersiz yapılmadan alınan fazla miktarda proteinin vücuda yarardan çok zarar sağladığı belirtiliyor.

 Ancak bazı bilim adamları bu konuda yaptıkları araştırma neticesinde, bu iddiaların ve söylemlerin biraz abartıldığını düşünüyor. Yapılan araştırma sonuçlarına göre yüksek proteinli diyetlerin kısmen güvenli olduğu, aynı zamanda kilo kontrolü sağladığı ve vücut kompozisyonu geliştiriyor. Vücudun kas kitlesini arttıran protein aynı zamanda enerji de veriyor.

  Acques Poortmans and Olivier Dellalieuxa adlı araştırmacılar, 7 gün boyunca günlük olarak vücut ağırlığının kilo başına 2.8 gr protein alan atletlerin böbrek ve karaciğerine zarar vermediğini gördü. Bu çalışmalar atletlerin yüksek seviyede protein almasını teşvik etmektir.

 Yüksek proteinli diyetlerin kısmen güvenilir olduğunu söylemiştik. Araştırmalar gösteriyor ki karaciğer ve böbrekler en azından sağlıklı bireylerde vücuda alınan şeylere tolerans gösterebilir. Siz de eğer sağlıklıysanız kilo başına 1- 1.5 gr protein günlük olarak alabilirsiniz.

Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?

0
Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?
Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?

Özellikle dayanıklılık gerektiren sporlarda, antrenman ve müsabaka esnasında kanınızın akışkan olması gerekir. Spor yaparken su kaybedersiniz. Eğer bu kaybı bir şekilde telafi etmezseniz performansınızda bir düşüş olacaktır.

Bazen spor yaparken susamaz ya da terlemezsiniz. Fakat bu suç içmeye ihtiyaç duymadığınız anlamına gelmez. Bu yüzden ortalama bir antrenman sırasında her 10-15 dakikada bir 100-150 ml (yarım su bardağı) su içmenizde fayda var.

Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?

Vücudun büyük bir kısmının sudan oluştuğunu ele alırsak, bu oranın düşmesiyle kandaki oksijen miktarı da düşecektir. Antrenman performansınızı olumsuz etkileyecektir.

Eğer akşam antrenman yapacaksanız, gün içinde 1,5 litre su içmeniz gerekiyor. Yoğun bir antrenman programınız varsa, antrenman öncesinde  300-700 ml arasında su içmelisiniz. 30 dakika öncesinde ise 150-500 ml su almanızda fayda var. Eğer antrenman süreniz 1 saati geçiyorsa, 15-20 dakikada bir yarım su bardağı su içmeyi ihmal etmeyin. Antrenman bittikten sonra vücudun yenilenmesi için bol miktarda su içmeyi unutmayın.

Vücut Yağ Oranım Ne Olmalı?

0
yağ oranı
Yağ Oranı

Sağlığınızın önemli bir göstergesi olan vücut yağ oranınızı gündeminize alma vakti; özellikle de Türkiye Sağlık Araştırması tarafından, 2014 yılında ülkemizdeki obez bireylerin oranının yüzde 19,9, fazla kilolu erkeklerin oranının yüzde 38,2 olduğu açıklanmışken.

Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarına göre de, 2030 yılında Avrupa’da ciddi bir obezite krizi yaşanacak.

Buna göre, Türkiye’de kadınların yüzde 73’ünün, erkeklerin ise yüzde 68’inin fazla kilolu olacağı öngörülüyor. İnsanlar diyabet hakkında atıp tutuyor, şekeri şeytan ilan ediyor ama bir yandan da ne kadar tehlikeli olduğundan bihaber, göbeklerini büyüttükçe büyütüyor.

Vücudunuzda biriken aşırı yağ, bir kepçe dolusu sağlık problemini de beraberinde getiriyor.

Vücut yağ oranınızı bilmek sağlık durumunuzu öğrenmenin kolay bir yolu.

Pennington Biyomedikal Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Steven Heymsfield, vücut yağ oranının, vücudunuza entegre bir fonksiyon ve fitness ölçümü sunduğunu söylüyor.

20-39 yaş aralığındaki erkekler için bu oran yüzde 25’in üstüne çıktığında; 40-59 yaş aralığı içinse yüzde 28 olduğunda obezite sınırı aşılmış kabul ediliyor.

Özetle, eğer kilonuzun dörtte biri yağ dokusundan oluşuyorsa obezsiniz demektir.

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Vücut yağ oranı deyince çoğunlukla akıllara, yağ oranını en aşağıya çekmek için spor salonunda saatler harcayıp, kaslı ama neredeyse iki boyuta inmiş
bir bedene kavuşmaya çalışan erkekler gelir.

Asla bu kadar düşürmeniz önerilmiyor. Dr. Heymsfield,

“Yağ oranını yüzde 5’in altına indirmek oldukça riskli. Bu noktada ölüm vakaları bile görülüyor” diyor.

Damarlı, yağsız kas ile kanı çekilmiş gibi görünen bir vücut çok başka şeyler. İnsanları korkutmadan kaslarınızı sergilemek için ideal yağ oranı aralığının, yüzde 6 ila 10 arasında olduğunu söyleyebiliriz.

yağ oranı tablosu
yağ oranı tablosu

Peki ya sağlıklı vücut yağ oranı nedir? The Royal College of Nursing, 20-39 yaş arasındaki erkekler için yüzde 8 ila 20 olarak önerirken; 40-59 yaş aralığı için yüzde 11 ila 22 olarak belirtiyor.

Dr. Heymsfield, “Sağlıklı bir erkeğin sahip olması gereken normal yağ oranı yüzde 15 olarak kabul edilir” diyor.

Bu oran, dışarıdan görülebilen ve kolay kolay gitmeyen deri altı yağı (subkutan yağ dokusu) ile atardamarlar etrafında toplandığı için doktorunuzun en çok ilgilendiği viseral yağ dokusunu içeriyor.

Öte yandan, ideal yağ oranı herkes için aynı olmayabiliyor. Boyunuz, yaşınız, ait olduğunuz etnisite gibi pek çok faktör ideal yağ oranınızı belirler.

Ancak yaşınıza göre, yukarıda belirtilen aralıklar içinde kaldığınız sürece endişelenmenize gerek yok.

Genel hatlarıyla bakıldığında, vücut yağ oranı, vücut kitle indeksine göre çok daha güvenilir bir sağlık ölçümü sunuyor.

Dr. Heymsfield, “Yağ oranı yağ dışı vücut kütlesinin tersini gösterir. Yani,
düşük yağ oranı genellikle yüksek kas kütlesi anlamına geliyor” diyor.

Abartanları saymazsak, yağ oranını düşürmek akıllıca bir hareket. Özellikle de göbeğinizi eritmek istiyorsanız bunu yapmanız gerekir. Ama bunun için sağlıklı bir ölçüm yaptığınızdan emin olmalısınız.

Yağ hücrelerini kas hücreleriyle değiştirmek için dengeli bir beslenme düzeni ve etkili bir antrenman programına başlamadan önce, aşağıdaki adımları uygulayın.

 

CALIPER İLE YAĞ ÖLÇÜMÜ

calipper

Vücut yağ oranı hesaplamanın en bilindik yöntemi olan caliper aleti, vücut kalınlığı ve kendine özgü bir takım hesaplamalarla yağ ölçüm imkanı veriyor.

Bunun yanında birçok internet sitesinde yağ oranı hesaplama özelliği bulunuyor.

Kilo, boy ve bel genişliği gibi bilgileri girdikten sonra sonucu öğrenebiliyorsunuz.

Ancak her ikisinin de güvenilirliği tartışmalı.

 

BİYOELEKTRİK İMPEDANS ANALİZİ

biyoelektirk-olcu

Tıp merkezleri, diyetisyen muayenehaneleri veya spor merkezlerinde bulunan yağ oranı ölçüm cihazları, en kesin ve güvenilir sonuçları verir.

Biyoelektrik impedans tekniği ile çalışan bu cihazlar, el ve ayak bileğine yerleştirilen elektrotlar sayesinde, yağ yüzdesinin yanı sıra yağsız doku oranı, toplam vücut su miktarı gibi değerler de elde ediliyor.

 

UZMAN KONTROLÜ

Değerler ne kadar açık olsa da, aile hekiminizi veya doktorunuzu ziyaret etmenizde fayda var.

Matematiğiniz iyi olsa da sayıların ve oranların ne anlama geldiğine dair en doğru bilgiyi doktorunuz verecektir.

Vücut yağ oranına ilişkin dünyada kabul görmüş değerler ve bu değerlerin işaret ettiği tehlikeler olsa da, sağlıkla ilgili her konu en nihayetinde kişiye özel bir değerlendirme gerektiriyor.

Uyurken Kilo Vermenin 5 Yolu

2
Uyurken Kilo Vermenin 5 Yolu
Uyurken Kilo Vermenin 5 Yolu

Az uyumak kilo almaya sebep olabilir. Bu basit ipuçlarıyla kabusa son verin.

Uykusuz kalmak sadece sizi halsiz yapmaz, aynı zamanda şişmanlatabilir de. Araştırmalar gecede 8 saatten az uyumanın stres hormonu kortizol‘un seviyelerinin artmasına ve böylelikle de midenizdeki mikropların negatif olarak etkilenmesine, metabolizmanızın yavaşlamasına sebep olabileceğini söylüyor.

Neyse ki işleri tersine çevirip, bu basit adımlarla gece boyu metabolizmanızı hareketli tutabilirsiniz.

1) Geceleri ağırlık kaldırın

International Journal of Sport Nutrition’ın araştırmasına göre iş sonrası dambıllara koşmak metabolik hızınızı 16 saate kadar zıplatabilir.

2) Protein shake’inizi upgrade edin

Aç olan kaslarınızı beslemek için antrenman sonrası shake’inde whey‘i kazeinle takas edin. Bu yavaş yayılımlı protein 8 saatte sindiriliyor ve gece boyunca metabolik ateşiniz dinmeden yanıyor.

Hollandalı araştırmacılar kazeinin aynı zamanda protein sentezine de yardımcı olduğunu söylüyor. Bu da her kazandığınız yarım kilo kas kütlesi için ekstra 35 kalori yakmak demek.

3) Üşümek iyidir

Buz gibi bir duş spor salonu sonrasında laktik asidi açığa çıkartmaktan fazlasını yapıyor. PLoS ONE’ın araştırmasına göre 30 saniyelik bir soğuk duş bile vücudunuzdaki kahverengi yağlarını aktive etmek için yeterli. Bu yağlar ateşlendiğinde yattığınız yerde ekstradan 400 kalori yakıyor olacaksınız.

Fakat soğuk suyun altında kafanızın da olduğundan emin olun: Çoğu kahverengi yağ boynunuzun arkasında ve omuzlarınızda depolanır.

4) Farklı tarzda bir şey için

Yeşil çayda bulunan flavonoidler metabolizmamızı hızlandırır. American Journal of Clinical Nutrition’ın araştırmasına göre eğer bu günün 3. kupasıysa gece boyunca %3.5 oranında daha fazla kalori yakacaksınız demektir.

İçerdiği kafeini dert etmeyin. Yeşil çay size akşam kuşağı programları izletebilir ama gece boyunca ayakta da bırakmaz.

5) Serin bir odada uyuyun

Geceleri kaloriferin sıcaklığı köklemek doğalgaz faturasından daha fazla problem yaratabilir.

Araştırmalar serin bir odada uyumanın, vücut çekirdek ısısını korumak için daha fazla yağ yaktığı için daha faydalı olduğunu gösteriyor.

Sakkaroz | Kaslarınızın Düşmanı

0
Kaslarınızın Düşmanı: Sakkaroz
Kaslarınızın Düşmanı: Sakkaroz

Araştırmada, 5 aylık bir süreçte bazı deneklere düşük şekerli beslenme planı uygulanırken, diğer katılımcılara bol miktarda sakkaroz (çay şekeri) verilmiş.

Araştırmanın sonucunda tüm katılımcıların kas kütleleri analiz edildiğinde, şeker tüketmeyenlerin kas kütlesi oranının şeker kullananlara göre %11 daha fazla olduğu gözlemlenmiş.

Bunun nedeni ise kaslardaki protein sentezinin, insülin duyarlılığı seviyesindeki azalmaya bağlı olarak düşmesi olarak gösteriliyor.

Sağlıklı beslenmeye ve şekerden uzak durmaya gayret eden insanlar için ortada bir sorun yok. Ancak kilo vermeye ya da kas kütlesi kazanmaya çalışıyorsanız özellikle sakkarozdan uzak durmanız gerekecek.

Sakkaroz Nedir?

    

 Şeker Kamışı                                            Şeker Pancarı

Sakkaroz, tatlandırıcı olarak kullanılan bir gıdadır. Ancak Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde yüksek fruktoz ihtiva eden mısır şurupları tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır.

Yine şeker, amatör bir roket motoru olan rocket candy’nin de üretiminde kullanılmaktadır. Bu ürün bir yakıt olup ateşleyici olarak potasyum nitrat kullanılmaktadır.

Sakkaroz, bitkilerdeki en önemli şekerdir. Bir bitkide en çok soymuk borularında bulunur. Sakkaroz elde edilirken en çok şeker kamışı ve şeker pancarı kullanılır.

Ancak sorgum ve şeker akçaağacından da elde edilebilir. Sakkaroz, yemek hazırlamada her yerde bulunan bir üründür.

Bunun başlıca nedeni tatlandırıcı olması ve kıvamda etkin olmasıdır. Bisküvilerde, kurabiyelerde, keklerde, turtalarda, şekerde, şerbette ve birçok katkı maddesinde yoğun olarak sakkaroza rastlanır.

Memelilerde sükroz, hazır olarak midede sindirilmeye başlanır. Buradaki asidik ortam sakkarozu monomerlerine ayrıştırır.

Bu işlem bir türglikozit hidrolaz tarafından gerçekleştirilir. Ayrışan glukoz ve fruktoz ince bağırsakta çabucak kana karışır.

Sindirilmeyen sakroz ise bağırsağı geçerek sükraz adlı enzim tarafından parçalanır. Bu enzim on iki parmak bağırsağındaki mikrovilüslerde bulunan hücre zarlarındayer alır.

Sonunda bu ürünler de kana karışır. Bununla beraber şeker, bazı bakteri ve hayvan türlerinde invertaz adlı enzimle ayrışır.

İnsan beslenmesi

Sakkaroz zararları

Sakkaroz, kolay sindirilebilen bir besindir. Bu da vücut için kolay bir enerji kaynağı anlamına gelir. Mideden sonra ince bağırsakta kısa sürede kana karışmaya başlar.

Ancak dengeli beslenmede sadece saf sükrozdan oluşan bir besin alımı yanlıştır. Aşırı sükroz alımı ayrıca bazı rahatsızlıklara neden olmaktadır.

Bunların başında diş çürümesi gibi hastalıklar yer almaktadır. Bir karbonhidrat olarak sakkaroz, her gramında 3.94 kilokalori (17 kilojoule) enerji verir.

Ayrıca sakkaroz içeren besinler obezite ve şeker hastalığına neden olabilmektedir. Günümüzde buna karşılık çoğu içecek fruktozdan yapılmaktadır. Ancak bu da bu riskleri yok etmemektedir.

Kobaylar üzerindeki bir deneyde, sükrozla beslenen kobayların önce kan şekerinin yükseldiği ve trigliseritlerinin artarak insülin direncine neden olduğu gözlemlenmiştir.

Spora Yeni Başlayanların Yapması Muhtemel 8 Hata

0

Kas inşa sürecinizi yazımızda bahsedeceğimiz hatalardan kaçınarak sağlam bir zeminde başlatın.

 

BAŞLANGIÇ

Roket bilimi ya da beyin cerrahisi kadar karışık bir konu olmamasına rağmen  kas inşa etme süreci, güç kazanımı  ve yağ yakımı sıkı çalışmanın yanında büyük miktarda bilgi de gerektirmektedir.

Vücut geliştirmeye yeni başlayanların başlangıçtan itibaren doğru bilgiye sahip olmaları egzersizle olan bu yolculuklarında sakatlık, ızdırap ya da çok fazla boşa zaman harcamaksızın maksimum sonuçlar elde etmeleri için çok önemlidir.

Programınızın zaman geçtikçe değişmesi kaçınılmaz ama başlangıçtan itibaren uygulayarak öğrendiğiniz çoğu bilgi spor salonunda geçireceğiniz yıllar boyunca size yardımcı olacak sağlam bir temel kuracaktır.

Bunları söyledikten sonra size ‘’ Spor Salonuna Yeni Yazılan Birisinin Yapması  Muhtemel 8 Hata’’  isimli yazımı sunmaya hazırım.

 

PROFESYONELLERİN ANTRENMAN RUTİNLERİNİ TAKİP ETMEK 

Kahramanınızın nasıl antrenman yaptığını öğrenmek adına favori IFBB pro atletinizin sitesini ziyaret etmek ya da beğendiğiniz vücut geliştirme derginize göz atmakta her hangi bir sıkıntı yok ancak yaptıklarının aynısını denemek ve kopya etmeye çalışmak tamamen bir hata.

Her şeyden önemlisi yeni başlayan birisi olduğunuzu unutmamalısınız ve çoğu profesyonel gelişimlerine ve bulundukları egzersiz toleransı seviyesine ulaşmak için 5 ila 25 arasında değişen yıllarda antrenman yapmaktadır.

Bir diğer önemli nokta gördüğünüz çoğu antrenman rutini profesyonel atletlerin şuan yaptıklarını yansıtmaktadır, spor salonlarındaki ilk günlerini değil.

Bahsetmek istediğim üçüncü nokta da tüm profesyonellerin ‘’gelişmiş’’ ve genetik birer canavar olduklarıdır ki bu da yaptıklarının spora yeni başlayanların %99’u tarafından  uygulanmasını imkansızlaştırmaktadır.

 

ISINMADAN ANTRENMANA BAŞLAMAK

Gençken Süpermen gibi hissedebilirsiniz.

Ne de olsa antrenmanlarınızı aksatacak  olan hiç bir çekilme, gerginlik ve acı duymazsınız. Ancak ne kadar da ısınmadan antrenmana başlamak çekici dursa da (örneğin 5 dakika koşu bandında yürümek, jimnastik egzersizleri yapmak, setler arasında yüksek tekrarlı ara vermek) bu ilerleyen yıllarda sırtınızda bir yük olmaya başlayacaktır.

Antrenmanınıza hazırlanmak adına ısınma egzersizlerini bir alışkanlık haline getirin ve yıllar geçtikçe kaslarınızda, tendonlarınız da ve bağ dokularınız da oluşacak hazarları en az seviyede tutun. Böyle yapmanız uzun yıllar sorunsuz antrenman yapmanıza yardımcı olacaktır.

 

TEMEL EGZERSİZLERİ YAPMAMAK

Çoğu yeni açılan spor salonu her bir kas grubunu çeşitli açılardan çalıştıran bir yığın eğlenceli makine barındırır. Bu makineler tabi ki de  ‘işe yaramaz’ değiller ancak spora yeni başlayanların yaptığı ‘hata’ tüm programlarını bunların üzerine kurmalarıdır!

Makineler ve kablo istasyonlarının önemi yadsınamaz ama spora yeni başlayan birisi için squat, deadlift, row, military press, bench press, dip, pullup ve BB curl gibi serbest ağırlıklarla yapılan en temel egzersizlerden daha etkilileri yoktur.

Makinelerin dünyasına girmeden önce bu egzersizlerde kendinizi geliştirmeye çalışın.

 

AĞIR KALDIRMAYA HEMEN BAŞLAMAK

Salonda yeni birisi olarak şu dev dumbbelları ve 20 kg’lık plakalarla dolu barları iten/çeken iri adamları görmenin korkutucu gelebileceğini anlıyorum.

Bunları sizinde denemek ve programınıza almak istediğinizi de biliyorum ki bu durum acemilerin çoğunun doğru formda kaldıramayacakları çok ağır yükler altına girmelerine neden olmaktadır.

Bu sadece bir zaman kaybı değil aynı zamanda sakatlanmaya da yol açabilecek bir durum. Aslına bakarsanız deneyimli kişiler aksine  doğru form ve hafif ağırlıklarla çalışan acemileri görmekten daha çok etkilenirler.

Siz kendiniz olun ve başlangıçtan başlayarak uygun egzersiz tekniklerini uygulayın.

Bir gün sizde gücünüze denk gelen kas haciminizle 20 kg’lık ağırlıkları barlara takıyor olacaksınız.

 

AŞIRI ANTRENMAN YAPMAK

‘’Aşırı antrenman diye bir şey yoktur’’ diye düşünenlerin var olduğunu biliyorum ancak tamamen yanılıyorlar.

Aşırı antrenman yapmak gerçek bir olgu ve sarfettiğiniz eforunuzdan en iyi sonucu almak konusunda sizi geride tutabilir.

Dizginlenemeyen şevkleri ve sabırsızlıkları yüzünden çoğu acemi salonda ne kadar çok zaman geçirirlerse o kadar çok kas inşa edeceklerini düşünerek spora ilk başladıkları zaman çok aşırı antrenman yaparlar.

Ancak antrenman sırasında kas inşa etmeyiz, onları dinlenirken ve iyileşmelerine zaman ayırdığımızda inşa ederiz.

Çoğu acemi haftada en fazla 3-4 gün salona giderek inanılmaz sonuçlar alabileceklerdir ve kesinlikle art arda iki günden fazla ağırlık antrenmanı yapmaktan kaçınmalılar.

 

SEVDİĞİNİZ BÖLGEYİ ÇALIŞTIRMAK, DİĞER KISIMLARI ES GEÇMEK

Konuştuğum çoğu profesyonel sporcu bana spora ilk başladıklarında göğüs ve kollarını salonda oldukları hemen hemen her gün çalıştırırken uyluk ve sırt bölgelerine (squat, deadlift ve bent row hareketlerinin zor olduğunu biliyorum!) önem vermediklerini söylüyorlardı.

Bunu anlıyorum, çünkü tişört ya da atletinizden dışarı fırlayan kaslar göğüs, biceps ve trisepslerdir.

Birisi kaslı birisine ‘’Hey, kaslarını görebilir miyim’’ diye sorduğunda ondan pantolonunu indirip bacak kaslarını göstermesini ya da lat kaslarını yaymasını istememektedir!

Görmek istedikleri pazularıdır!

Bir acemi olarak bu hataya düşmeyin.

Tüm vücut bölümlerini eşit eforla ve yoğunluk ile çalıştırın.

Böylece önden arkaya, tepeden tırnağa güç konusunda dengede olan orantılı bir fizik inşa etmiş olursunuz.

 

YANLIŞ ARKADAŞ SEÇİMİ

Daha önceden de bahsettiğimiz gibi hiç bir şey bilmeyen bir acemi olarak salona girmek göz korkutucu gelebilir.

Bu yüzden spora yeni başlayanlar birbirlerini destekleyebilsinler diye bir arkadaş ile çalışmayı  seçmektedir.

Bu yanlış olmamakla birlikte seçtiğiniz kişinin de ağırlık kaldırmak konusunda en az sizin kadar ciddi olduğundan emin olun.

Boş boş oturan, salona gelmeyen ya da ihtiyacınız olduğunda orada bulunmayan birini spor arkadaşınız olarak seçme hatasını yaparsanız boş verin gitsin ve kendi kendinize antrenman yapın.

 

SABIRSIZ OLMAK           

Ağırlık kaldırdığım ilk zaman Hulk gibi görünmek istediğim andı. Çok zayıftım ve bana sataşılmasından bıkmıştım ve tişörtümü çıkartınca da alay konusu olurdum.

Yeterli miktarda yemek yer, uyur ve ağırlık kaldırırsam bir anda 57 kilodan 125 kiloluk bir canavara dönüşeceğimi sanıyordum.

Çok gençtim. Bu tip bir sabırsızlık yeni başlayanlar için normaldir ama anlamlı gelişmeler elde edilmeden çoğunun antrenman yapmayı bırakmalarına neden olmaktadır.

Vücudunuzu şekle sokmak  için spor salonuna yazıldıysanız çoğu kişi için bu sürecin bir sprint değil maraton olduğunu  unutmayın.

Çalışın, sabırlı olun, inancınızı kaybetmeyin ve bir gün aynaya bakıp omuz ve latslarınız kadar kocaman bir gülümseme atacağınız günü bekleyin

Sport Time Gaziantep

3
Sport Time Gaziantep
Sport Time

Türkiye genelindeki Gym salonlarını durak durak gezen ve size  en uygun salonları bulan Fitness&Beast yazarları bu hafta sizler için Gaziantep Sport Time Fitness Salonu’nu yorumluyor.

EĞİTMENLER

FATİH BATTAL

2.KADEME FİTNESS ATNRENÖRÜ.

1.KADEME WELLNESS ANTRENÖRÜ.

CROSSFİT GAZİANTEP İL TEMSİLCİSİ

POWERLİFTİNG GÜNEYDOĞU TEMSİLCİSİ.

TUĞBA BATTAL ORAK

ZUMBA -STEP

FİRDEVS KAPLAN

GENÇ ve ÇOCUK ÇALIŞTIRMA BELGESİ

PLATES-STEP

[vc_media_grid style=”lazy” item=”masonryMedia_ScaleWithRotationLight” grid_id=”vc_gid:1497947791024-29e8eb54-9749-1″ include=”10201,10202,10203,10204,10205,10206,10207,10208,10209,10210,10211,10212,10213,10214,10215,10216,10217,10218,10219,10220,10221,10222,10223,10224,10225,10226,10227,10228,10229,10230,10231,10232,10233,10234″]

ÇALIŞMA SAATLERİ

HAFTA İÇİ : 06:00  / 22:00

CUMARTESİ : 09:00 / 18:00

PAZAR : KAPALI

FİYAT

Aylık : 130 tl

3 Aylık : 300 tl

6 Aylık : 550 tl

Senelik : 900 tl

İLETİŞİM: FATİH BATTAL 0545 970 07 27

[vc_gmaps link=”#E-8_JTNDaWZyYW1lJTIwc3JjJTNEJTIyaHR0cHMlM0ElMkYlMkZ3d3cuZ29vZ2xlLmNvbSUyRm1hcHMlMkZlbWJlZCUzRnBiJTNEJTIxMW0xOCUyMTFtMTIlMjExbTMlMjExZDE1OTEuNTA0NzkxMDY0NTQyNCUyMTJkMzcuMzI3NDc0MDY4MjcwMTUlMjEzZDM3LjA4MTA3ODY2NDg1NTY5NiUyMTJtMyUyMTFmMCUyMTJmMCUyMTNmMCUyMTNtMiUyMTFpMTAyNCUyMTJpNzY4JTIxNGYxMy4xJTIxM20zJTIxMW0yJTIxMXMweDE1MzFlMTk3NmM3MDM0NzUlMjUzQTB4YjlmYzNhMGQzYjNkNDBlYSUyMTJzMTA4MC4lMkJDZC4lMkJObyUyNTNBMzYlMjUyQyUyQkF0YXQlMjVDMyUyNUJDcmslMjUyQyUyQjI3NTYwJTJCJTI1QzUlMjU5RWVoaXRrYW1pbCUyNTJGR2F6aWFudGVwJTIxNWUwJTIxM20yJTIxMXN0ciUyMTJzdHIlMjE0djE0NTg3MjMxMzMyNjIlMjIlMjB3aWR0aCUzRCUyMjYwMCUyMiUyMGhlaWdodCUzRCUyMjQ1MCUyMiUyMGZyYW1lYm9yZGVyJTNEJTIyMCUyMiUyMHN0eWxlJTNEJTIyYm9yZGVyJTNBMCUyMiUyMGFsbG93ZnVsbHNjcmVlbiUzRSUzQyUyRmlmcmFtZSUzRQ==”]

Atatürk mah.1080 nolu cad.no:36/B  Kocatepe Apt Altı Sport Time, 27560 Antep, Gaziantep, Turkey