Ana Sayfa Blog Sayfa 22

Arnold Press | Nasıl Yapılır? | Nereyi Çalıştırır?

1
Arnold Press
Arnold Press

 

 

Arnold Press Nedir?

Arnold Schwarzenegger tarafından bulunmuş başarılı bir ön omuz egzersizidir.

Standart dumbbell shoulder press egzersizi sadece Lateral – middle deltoid (orta omuz) kasına odaklanırken, arnold press egzersizi hareket esnasında yaptığı fleksiyon ile Anterior deltoid (ön omuz) kasını da çalışmaya dahil eder.

Fullbody programlarda aynı anda iki kası birden çalıştırmak isteyenler bu hareketi tercih edebilirler.

Bölgesel program yapanlar ise ön omuz için Front raise, orta omuz için Lateral raise, arka omuz için facepull ya da benzeri hareketlerini tercih edip, omuz kasını 3 parça halinde çalıştırmalılar.

Egzersizin diğer isimleri;

Arnold Dumbbell Press

Arnold Shoulder Press

 

Arnold Dumbbell Press Nasıl Yapılır?

Arnold Press
Arnold Press nasıl yapılır
  1. Arkası ayarlanabilir bench sehpahasını dik konuma getirip, sırtınızı iyice yaslayarak oturun. Ayaklarınız açık ve karşıya bakar konumda olursa yüksek ağırlıklarda dengenizi sağlamanıza yardımcı olur.

  2. Üstten tutuşla her iki elinize birer dumbbell alın. Üst kollarınız birbirine paralel, yere dik ve avuç içleriniz vücudunuza bakar şekilde olmalı. (A)

  3. Nefes alın ve ardından nefes vererek, fleksiyon yaparak yani avuç içlerinizi dışarı doğru çevirerek (B), dumbbell’ları yukarı birbirlerine değmesine bir kaç santim mesafe kalana kadar kaldırın. (C)

  4. Tepe noktasında 0,5-1 saniye kadar bekledikten sonra, nefes alarak, kaldırış hızınıza oranla daha düşük bir hızda yine fleksiyon yaparak yani avuç içlerinizi vücudunuza çevirerek dumbell’ları aşağı indirip başlangıç pozisyonunuza gelin.

  5. Tekrar sayısı kadar yapıp setinizi tamamlayın. Bu egzersiz için 4 set 10 tekrar uygun olacaktır.

    arnold dumbell
    Hareketin yapılışı

 

Arnold Press Nereyi Çalıştırır?

arnold press hangi

 

Birincil olarak çalışan kaslar;

Deltoids – Omuz Kasları

fitness omuz

Deltoids – Omuz

  • Deltoid anterior head : Vücudun ön kısmına bakan omuz kasıdır. Clavicle köprücük kemiğinden başlar ve Humerus üst kol kemiğine bağlanır. Yandan bakıldığında omuza hacim kazandıran ön omuz kasıdır. Hareketin birinci kısmında etkili şekilde çalışır.

  • Deltoid middle head : Vücudun dış kısmına bakan orta omuz kasıdır. Clavicle köprücük kemiği ve Scapula kürek kemiğinden başlar, Humerus üst kol kemiğinde Brachialis’in (bicepslerin altında ki kas) başlangıcına kadar uzanır. Hareketin fleksiyon yapıldıktan sonraki yukarı itiş anında etkili şekilde çalışır.

 

İkincil olarak çalışan kaslar;

Triceps – Arka kol

fitness hareket
Triceps Kasları
  • Triceps brachii lateral head: Arka kol kası. Vücuda göre kolun dış kısmında bulunur.

  • Triceps brachii long head : Arka kol kası vücuda göre iç kısım.

  • Triceps brachii medial head: Arka kol kası alt kısı.m Long ve Lateral head kısımlarının altındadır.

Bu üçlü kas grubu ağırlığı yukarıdan aşağı indirmeyi yavaş yaparsanız daha etkili şekilde çalışacaklardır.

 

Chest – Göğüs

arnold omuz
Serratus anterior
  • Serratus anterior : Kürek kemiğinin altından başlayıp, kaburgaların ortasına uzanan alt göğüs kaslarıdır.  Bu egzersizde ağırlık yavaş indirildiği taktirde serratus anterior kasıda ikincil olarak çalışır.

 

Herkese iyi sporlar.

 

Aralıklı Oruç: Sağlığınıza ve Zindeliğinize Yolculuk

1
aralıklı oruc
aralıklı oruc

Aralıklı Oruç: Sağlığınıza ve Zindeliğinize Yolculuk

Aralıklı oruç, son yıllarda sağlıklı yaşam ve kilo kontrolü konularında büyük ilgi gören bir beslenme yaklaşımıdır. Aynı zamanda “IF” olarak da adlandırılan bu yöntem, sınırlı bir zaman diliminde yemek yeme ve açlık periyotlarını dönüşümlü olarak uygulamayı içerir. Aralıklı orucun ne olduğunu, nasıl uygulandığını ve potansiyel sağlık faydalarını inceleyeceğiz.

Aralıklı Oruç Nedir?

Aralıklı oruç, belirli bir zaman diliminde yemek yeme ve oruç tutma periyotlarını değişimli olarak uygulama prensibine dayalı bir beslenme yaklaşımıdır. Bu yöntem, genellikle günlük saat dilimlerine veya haftalık gün sayısına göre uygulanır. En popüler aralıklı oruç yöntemleri şunlardır:

16/8 yöntemi; Bu yöntemde, günde 16 saat boyunca oruç tutulur ve yemek yeme süresi sınırlı bir 8 saat dilimine sıkıştırılır. Örneğin, sabah 10:00 ile akşam 18:00 arasında yemek yenirken, diğer saatlerde oruç tutulur.

5:2 diyeti; Bu yaklaşımda, haftada iki gün boyunca (örneğin pazartesi ve perşembe) sadece çok düşük kalorili yiyecekler tüketilir ve diğer beş gün normal bir şekilde beslenilir.

OMAD (One Meal a Day); OMAD yönteminde, bir gün boyunca sadece bir öğün yemek yenir. Geri kalan süre boyunca oruç tutulur. Bu yöntemi uygulayanlar genellikle akşam yemeği tercih ederler.

Aralıklı oruç, yemek yeme süreleri ve oruç periyotları konusunda esneklik sağlar, bu da kişilere kendi yaşam tarzlarına uygun bir yaklaşım benimsemelerine olanak tanır.

Aralıklı Orucun Sağlık Faydaları

Aralıklı orucun bir dizi potansiyel sağlık faydası bulunmaktadır. İşte bu faydalardan bazıları:

Kilo kontrolü;  Kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Düşük kalorili oruç periyotları, toplam günlük kalori alımını azaltabilir ve kilo kaybına katkı sağlayabilir.

Metabolizma iyileşmesi;  Metabolizmanın düzenlenmesine yardımcı olabilir. Araştırmalar, bu yöntemin insülin duyarlılığını artırabileceğini ve metabolizmayı hızlandırabileceğini göstermektedir.

Hücresel onarım; Oruç tutma sırasında vücut, hücresel onarıma odaklanır. Bu, hücrelerin yenilenmesini teşvik edebilir ve yaşlanma sürecini yavaşlatabilir.

Kan şekerinin düzenlenmesi; Kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir. Bu yöntem, kan şekerinin dalgalanmasını azaltabilir ve tip 2 diyabet riskini azaltabilir.

Aralıklı Oruç Nasıl Yapılır?

Aralıklı oruç uygulamaya başlamadan önce bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir, özellikle kronik bir sağlık sorununuz varsa veya hamileyseniz. Ancak genel olarak aralıklı orucu başlatmak için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

Hedeflerinizi belirleyin; Hangi aralıklı oruç yöntemini uygulayacağınıza karar verin ve hedeflerinizi belirleyin. Kilo vermek mi istiyorsunuz, yoksa metabolizmanızı iyileştirmek mi?

Oruç ve yemek zamanınızı planlayın; Hangi saatlerde oruç tutacağınıza ve hangi saatlerde yemek yiyeceğinize karar verin. Bu planı düzenli bir şekilde uygulamak önemlidir.

Yavaş başlayın; Aralıklı oruca yavaş başlayın. Örneğin, 16/8 yöntemini uygulamaya başlarken, önce 12 saatlik bir oruç periyoduyla başlayabilirsiniz ve daha sonra süreyi artırabilirsiniz.

İyi beslenin; Oruç periyotlarında da sağlıklı ve dengeli bir şekilde beslenmeye özen gösterin. Protein, lif ve sağlıklı yağları içeren yiyecekleri tercih edin.

Su içmeyi unutmayın; Oruç periyotları boyunca su içmeyi unutmayın. Vücudun hidrasyonunu sağlamak önemlidir.

Aralıklı Oruç ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Aralıklı oruç, sağlığınıza birçok fayda sağlayabilecek etkili bir beslenme yaklaşımı olabilir, ancak başlamadan önce dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar bulunmaktadır.

Sağlık Durumunuzu Göz Önünde Bulundurun; Aralıklı oruç uygulamaya başlamadan önce, mevcut sağlık durumunuzu değerlendirmeniz önemlidir. Kronik bir sağlık sorununuz varsa veya hamileyseniz, oruç tutmaya başlamadan önce doktorunuzla konuşmalısınız. Bazı sağlık koşulları, aralıklı orucun güvenliği üzerinde etkili olabilir.

Hidrasyonu unutmayın; Oruç tutarken su içmeyi unutmamalısınız. Vücudun susuz kalmaması çok önemlidir. Oruç periyotlarında su içmek, vücudun işlevlerini sürdürmesine yardımcı olur ve olası baş ağrılarını önler.

Yavaş başlayın; Aralıklı oruca yavaş başlamak, vücudunuzun alışmasına yardımcı olabilir. Örneğin, 16/8 yöntemini uygulamaya başlamadan önce, daha kısa bir oruç periyodu ile başlayabilirsiniz. Vücudunuz zamanla adapte olacaktır.

Dengeli beslenin; Oruç periyotları boyunca sağlıklı ve dengeli bir şekilde beslenmeye özen göstermelisiniz. Yemeklerinizde protein, lif ve sağlıklı yağlara yer vermek önemlidir. Fast food veya işlenmiş gıdaları sınırlamalısınız.

Kendinizi zorlamayın; Eğer aralıklı orucu uygularken kendinizi zorlanmış hissediyorsanız veya rahatsızlık yaşıyorsanız, orucunuzu sonlandırmaktan çekinmeyin. Herkesin vücudu farklıdır ve bu yöntem herkes için uygun olmayabilir.

Uygun zamanı seçin; Aralıklı orucu uygularken, yemek yeme ve oruç tutma saatlerinizi uygun bir şekilde seçmelisiniz. İş veya günlük yaşamınızı etkilemeyecek zaman dilimlerini tercih etmek önemlidir.

İzleyin ve ayarlayın; Aralıklı orucu uygularken vücudunuzun tepkilerini izlemek ve gerektiğinde planınızı ayarlamak önemlidir. Eğer sık sık baş ağrısı, baş dönmesi veya halsizlik gibi sorunlar yaşıyorsanız, bu durumu doktorunuzla paylaşmalısınız.

Sabır gösterin; Aralıklı orucu uygulamaya başladığınızda, vücudunuzun alışma sürecini beklemelisiniz. İlk başta açlık hissiyle karşılaşabilirsiniz, ancak zamanla vücudunuz alışacaktır.

Diyet listenizi iyileştirin; Aralıklı oruç sırasında hangi yiyecekleri tükettiğiniz önemlidir. Daha fazla sebze, meyve, tam tahıl ve protein kaynaklarına yer vermek sağlığınızı destekleyebilir.

Doktor gözetiminde yapın; Eğer ciddi bir sağlık sorununuz varsa veya kilo kaybı amacıyla aralıklı oruca başlamak istiyorsanız, bir doktor veya beslenme uzmanı gözetiminde başlamak daha güvenli olacaktır. Uzmanlar, size özel bir plan oluşturmanıza yardımcı olabilirler.

Aralıklı oruç, sağlıklı yaşam ve kilo kontrolü hedeflerine ulaşmanıza yardımcı olabilecek etkili bir beslenme yöntemi olabilir. Ancak herkes için uygun olmayabilir ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirebilir.

Aralıklı Oruç ve Yan Etkileri

Aralıklı oruç, birçok kişi için sağlık ve kilo kontrolü konularında etkili bir yöntem olabilirken, herkes için uygun olmayabilir ve bazı yan etkilere neden olabilir. Bu yazıda, aralıklı orucun potansiyel yan etkilerini ve bu yan etkileri nasıl yönetebileceğinizi ele alacağız.

Açlık Hissi: Aralıklı oruç sırasında açlık hissiyle karşılaşmanız muhtemeldir, özellikle başlangıçta. Bu durum, vücudunuzun alışma sürecinin bir parçasıdır. Açlık hissini hafifletmek için su içmeyi deneyebilir veya orucunuzu yavaşça uzatmayı düşünebilirsiniz.

Baş Ağrıları: Baş ağrıları, oruç sırasında sıkça karşılaşılan bir yan etkidir. Bu durum, vücudunuzun su eksikliği veya düşük kan şekeri seviyeleri nedeniyle tepki vermesinden kaynaklanabilir. Su içmek ve dengeli beslenmek baş ağrılarını hafifletebilir.

Baş Dönmesi: Aralıklı oruç sırasında baş dönmesi yaşayabilirsiniz. Bu durum, kan şekerinin dalgalanmasından kaynaklanabilir. Kan şekerini dengelemek için kompleks karbonhidratlar ve protein kaynaklarına dayalı bir yemek yeme planı oluşturabilirsiniz.

Halsizlik: Oruç sırasında halsizlik hissi yaşamak da mümkündür. Bu, vücudunuzun enerji seviyelerinin düşmesinden kaynaklanabilir. Oruç periyotlarında yeterince kalori almak ve dengeli beslenmek bu sorunu hafifletebilir.

İrritabilite: Açlık ve kan şekerindeki dalgalanmalar, bazı kişilerde irritabilite (sinirlilik) hissine neden olabilir. Bu durumu hafifletmek için stres yönetimi teknikleri veya hafif egzersizler deneyebilirsiniz.

Uyku Sorunları: Aralıklı oruç uygularken uyku sorunları yaşayabilirsiniz. Özellikle aç karnına uyumak zor olabilir. Uyku düzeninizi korumak için yatmadan önce hafif bir atıştırma yapmayı düşünebilirsiniz.

Sosyal Zorluklar: Aralıklı oruç uygularken, sosyal etkinlikler veya özel günler gibi durumlar sizi zorlayabilir. Bu tür durumları yönetmek ve planlamak önemlidir. Ayrıca, çevrenizdeki insanlara oruç uyguladığınızı açıklamak da faydalı olabilir.

Konsantrasyon Problemleri: Açlık hissi ve düşük kan şekeri seviyeleri, konsantrasyon problemlerine neden olabilir. Bu durumu hafifletmek için su içmek ve düzenli aralıklarla küçük öğünler tüketmek önemlidir.

Beslenme Dengesi: Aralıklı oruç sırasında beslenme dengesini korumak önemlidir. Düşük kalorili periyotlarda yetersiz beslenmek sağlığınıza zarar verebilir. Sağlıklı yiyecekleri tercih etmek ve dikkatli bir şekilde plan yapmak bu konuda yardımcı olabilir.

Uzun Vadeli Etkiler: Aralıklı orucun uzun vadeli etkileri hakkında daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, bu beslenme yaklaşımını uzun vadeli olarak uygulamadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir.

Daha fazla beslenme ve diyet programı için : https://fitnessandbeast.com/beslenme/

Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?

0
Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?
Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?

Özellikle dayanıklılık gerektiren sporlarda, antrenman ve müsabaka esnasında kanınızın akışkan olması gerekir. Spor yaparken su kaybedersiniz. Eğer bu kaybı bir şekilde telafi etmezseniz performansınızda bir düşüş olacaktır.

Bazen spor yaparken susamaz ya da terlemezsiniz. Fakat bu suç içmeye ihtiyaç duymadığınız anlamına gelmez. Bu yüzden ortalama bir antrenman sırasında her 10-15 dakikada bir 100-150 ml (yarım su bardağı) su içmenizde fayda var.

Antrenman Yaparken Ne Kadar Su İçmeliyim?

Vücudun büyük bir kısmının sudan oluştuğunu ele alırsak, bu oranın düşmesiyle kandaki oksijen miktarı da düşecektir. Antrenman performansınızı olumsuz etkileyecektir.

Eğer akşam antrenman yapacaksanız, gün içinde 1,5 litre su içmeniz gerekiyor. Yoğun bir antrenman programınız varsa, antrenman öncesinde  300-700 ml arasında su içmelisiniz. 30 dakika öncesinde ise 150-500 ml su almanızda fayda var. Eğer antrenman süreniz 1 saati geçiyorsa, 15-20 dakikada bir yarım su bardağı su içmeyi ihmal etmeyin. Antrenman bittikten sonra vücudun yenilenmesi için bol miktarda su içmeyi unutmayın.

Androjen Anabolik Steroid Kürleri

1
steroid kurleri
Steroid Kürleri

Steroid Kürleri

AAS kürün başlangıç aşaması ile ilgili bazı kür programlarını yayınlamak istiyorum.

Tabi ki nihayetinde hiç steroid kullanmadan da; düzenli çalışma, beslenme, uyuma ve dinlenme ile oldukça fit bir vücuda sahip olunabilir.

Lakin bazı arkadaşlarımıza bu durum yeterli olmayabiliyor ya da iş, okul gibi çevresel faktörler nedeni ile uygun beslenme-dinlenme algoritmalarını yerine getiremeyebilirler.

Yan etki profillerini de göz önüne alarak ve genetik olarak da bu yan etkilere yatkınlık yoksa; düşük dozlarda daha ılıman AAS’lerle küre girme hali gerçekleşebilir.

Kür yaparken ilk önce; hacim kürü mü, yağ yakma kürü mü, yoksa performans arttırma kürü mü buna karar vermek gerekiyor.

Performans arttırma kürü daha çok dayanıklılığı etkileyen bir durum ve vücut geliştirme sporu ile ilgilenenlerden ziyade farklı müsabakalara hazırlanan bireyler için önem taşımaktadır.

Fitness ile ilgilenenlerin ya da vücut geliştiricilerin tercih ettiği kürler ise: hacim ya da yağ yakma kürleri olmaktadır.

Bir kürü şekillendirmek için ilk önce temeli sağlam atmak lazımdır.

Buradaki esansiyel husus şudur ki: kürde kullanılan AAS’ler endojen testosteron salgılanmasını baskılayacağından, kür içinde mutlaka testosterona yer verilmelidir.

En çok kullanılan testosteron molekülleri ise Testosteron Cypionat ve Enanthat ile Sustanon’dur. Bazı yağ yakma kürlerinde testosteron molekülü olarak Testosteron Propiyonat da tercih edilebilmektedir.

Bu moleküllerden bir tanesi kür içerisinde demirbaş madde olarak bulunmalıdır.

Zira az önce de belirttiğim gibi dışarıdan verilen AAS’ler endojen testosteron üretimini suprese ettiğinden dolayı, testeron ihtiva etmeyen kürleri tercih eden bireylerde ciddi fiziksel ve mental yan etkiler ortaya çıkabilmektedir.

İkinci önemli parametre kürün uzunluğu ile ilgilidir. Mevcut kür programları incelendiğinde başlangıç aşaması için 8-12 hafta yeterli olmaktadır.

Programdan programa değişse de 8 hafta alt değer, 12 hafta ise üst değer olarak baz alınmaktadır.

PCT Nedir?

Üçüncü önemli kriter ise PCT olayıdır. PCT’nin açılımı post cycle therapy’nin baş harfleridir. Yani cycle (kür) programı bittikten sonraki idame tedavi ile ilgilidir. Peki neden PCT’ye ihtiyaç duyulur? Kür bittikten sonra dışarıdan testosteron vermeyi durdurmuş oluyoruz.

Fakat buradaki kritik nokta şudur ki kür biter bitmez vücudun kendi salgıladığı (endojen) testosteron seviyesi kür öncesi miktarına hemen ulaşamamaktadır.

Vücudun hormonal dengesi eski ritmine kavuşmak için zamana ihtiyaç duymaktadır.

İşte bu periyotta dışarıdan alınan hormonlarla bu ihtiyaç duyulan zaman kısaltılmaktadır ve vücut testosteron hormonundan mahrum kalmamaktadır.

Kür sırasında dışarıdan verilen testosteronun vücuttan temizlenmesi 2 haftayı bulduğundan, kür bittikten 2 hafta sonra PCT başlanır. PCT’de sık kullanılan molekül Nolvadex veya Clomid’dir.

Nolvadex PCT’nin ilk 2 haftasında 40 mg/gün, 3-4.haftalarda 20 mg/gün verilirken; Clomid ise ilk 2 hafta 50 miligram/gün, sonraki 2 hafta 25 miligram/gün olmak üzere toplam 4 hafta kulanılmaktadır.

En iyi yeni başlayanlar için AAS küründe: mümkün olan en az molekülün hatta sadece tek bir molekülün yer alması önem taşımaktadır.

Zira yan etkiler kişiden kişiye ve steroid den steroid e değiştiğinden, ortaya çıkan etkinin hangi moleküle bağlı olduğunu anlamak zor olabilir.

Örnek hacim kürü uygulaması – 1

1-12 haftalar arası Testosteron Enanthat veya Testosteron Cypionat enjeksiyon: haftada 250-500 mg (tek sefer de alınabilir, ikiye bölünerek haftada 2 kere de alınabilir)

1-6 haftalar arası Dianabol tablet: günlük 30 mg

13-14 haftalar bir şey alınmaz, vücuttan temizlenmesi beklenir.

15-16 haftalar arasında Nolvadex tablet: günlük 40 mg

17-18 haftalar arasında Nolvadex tablet: günlük 20 mg.

Eğer androjenik yan etkiler rahatsız edici boyuta ulaşırsa kür boyunca aromataz inhibitörü de eklenebilir. Örnek olarak 12 hafta boyunca günde 0,5 mg Arimidex (Anastrozole) alınabilir.

Örnek hacim kürü uygulaması – 2

1-8 haftalar arası Sustanon enjeksiyon: haftada 250 iki eşit doza bölünmüş olarak

1-4 haftalar arası Dianabol tablet: günlük 30 mg

9-10 haftalar bir şey alınmaz

11-12 haftalar Nolvadex tablet: günlük 40 mg

13-14 haftalar Nolvadex tablet: günlük 20 mg

Arimidex ise uygun görülürse gene aynı şekilde 8 hafta boyunca alınabilir.

Yağ yakma kürü sonucunda ise vücut kıvrımları açığa çıkar. ‘Lean body mass’ artmış olur. Daha fit ve estetik bir görüntü ortaya çıkar. Aşırı hacimli bir görüntü değil, solid bir görüntü meydana gelir.

Anavar ve Winstrol başlangıç seviyesindeki bireyler tarafından kullanılabilse de yan etkilerin daha az olması nedeni ile Anavar tercih edilir.

Gene temel olarak testosteron molekülü bu kür içerisinde bulunmaktadır.

Örnek yağ yakma kürü uygulaması

1-10 haftalar Testosteron Enantat enjeksiyon: haftada 250-500 mg

6-12 haftalar Anavar tablet: günde 50 mg

Burada diğer önceki kürler gibi ara verilmez, zira Anavar’ın vücutta etkisi uzun süre devam etmez. Anavar’ın son dozundan 8-10 saat sonra PCT başlanılır.

13-14 haftalar Nolvadex tablet: günde 40 mg

15-16 haftalar Nolvadex tablet: günde 20 mg

Önemli bir nokta şudur ki : Sustanon hayatında ilk kez kür alacak olan bireylerde çok fazla önerilmez zira 4 farklı testosteron esteri içerdiğinden ve bunların yarı ömürleri farklılıklar içerdiğinden dalgalanmalara yol açabilir ve her vücut bu dalgalanmaları kaldıramayabilir.

Bu nedenden dolayı ilk kürünü alıyor olan arkadaşların Sustanon yerine Testosteron Enanthat ya da Cypionat‘ı demirbaş testosteron molekülü olarak kullanmaları uygundur.

Steroid ‘in Yan Etkilerine Karşı Koruyucu İlaçlar Nelerdir?

Koruyucu ilaçlar ve bitkisel destekleri de kür sırasında kullanmak önemlidir. Bunları şu şekilde ifade edebiliriz:

Kür boyunca + PCT bekleme süresince + PCT boyunca : Zinco 220 (Çinko) – Hepsinde 1 tablet

Kür boyunca : NAC (Karaciğer koruyucu), Benexol B12 (B1 / B6 / B12) – Hepsinden 1 tablet

PCT boyunca : Ester C (C Vitamin- kortizol yükselmesini önleme amaçlı), Tribulus Terrestris (LH uyarıcı-Yüksek saponinli olacak.) – Hepsinden 1 tablet

Steroid ve Supplement Desteği

Supplement olarak protein tozunun spor öncesi ve spor sonrası kullanımı tercih edilebilir. Kür içinde ekstra başka supplementler kullanılması kişiye bağlıdır.

Besin olarak neyde ne var az çok bilindiği için supplement yerine besin tercih edilebilir. Sadece kreatin konusunda besin ile yeterli dozaja ulaşmak zor olduğundan takviye olarak alınabilir.

Ayrıca protein tozu seçimi de kişiye bağlıdır, kreatin-taurin gibi maddelerle şişirilmeyen kaliteli ürünler tercih edilebilir.

Bunların yanında günlük Bazal Metabolizma Hızı + Spor + Yapılan Mesleğe Göre Kalori toplamına göre bir beslenme planı uygulamak önemlidir.

Eğer kişi bu konularda yetkin değilse bir diyetisyenden mutlaka destek almalıdır. Günlük 4 litre su alımı da kür zamanı ve kür dışında da çok önemlidir. Su alımına da çok dikkat edilmelidir.

AAS kürü sırasında karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, hormon değerleri, lipit oranları (özellikle ldl kolesterol) kanda rutin olarak bakılmalıdır. Bu kesinlikle ihmal edilmemelidir. Diyetisyen ve doktor kontrolü altında bulunmak oldukça önem taşımaktadır..

Amino Asit Nedir? | Faydaları ve Zararları Nelerdir?

1
Amino Asit
Amino Asit Nedir?

 

 

Amino Asit Nedir?

Amino asitler yaşamın yapı taşı olan proteinin yapı taşlarıdır. (Yazının bazı yerlerinde A-A olarak anılacaktır)

Proteinli bir gıda yediğiniz zaman vücudunuz proteini sindirir ve A-A’lere ayrıştırır ve daha sonra bu A-A leri yeniden binlerce çeşit proteini üretmek için kullanır.

Bu yeni üretilen proteinler dokularınızı, organlarınızı, kaslarınızı, enzimleri ve hormonlarınızı oluşturur.

Doğada 300’den fazla amino asit bulunsa da toplam 20 farklı aminoasit standarttır ve bunlar “esansiyel aminoasitler” ve “esansiyel olmayan amino asitler” olmak üzere ikiye ayrılır.

weider-amino

Esansiyel amino asitler vücut tarafından üretilemez ve mutlaka dışarıdan alınmaları gerekir. Esansiyel olmayan aminoasitlerse vücut tarafından sentezlenebilirler.

Esansiyel amino asitler: Histidin, İzolösin, lösin, lizin, metionin, fenilalanin, treonin, triptofan, ve valin.

Esansiyel olmayan amino asitler: Alanin, arjinin, asparajin, aspartik asit, sistein, glütamik asit, glütamin, glisin, prolin, serin, tirozin

A-A supplementleri, amino asitleri izole bir şekilde içeren besin destekleridir.

 

Amino Asit Ne İşe Yarar?

Aminoasit havuzu, vücutta bulunan ve kullanılabilir tüm aminoasitleri ifade eder. Bu havuzdaki tüm aminoasitlerin toplamı 120-130 gram kadardır.

Eğer yemekte protein yersek, protein sindirim sistemi tarafından A-A’lere ayrıştırılır ve sonra ihtiyaca göre tekrar protein haline getirilir. Bu işleme “biyosentez” denir.

Bütün amino asit havuzu günde yaklaşık 4 kez yenilir. Yani aminoasit havuzunu dengede tutmak için vücuda sürekli dışarıdan –proteinli yiyecekler yoluyla – aminoasit almak gerekir.

Her A-A’ in vücut içinde farklı bir görevi var ve bunların hepsini teker teker başka bir yazıda anlatacağım. Ama genel olarak aminoasitler vücudun hemen her fonksiyonunda rol oynar.

Hücrelerimizin, kaslarımızın, hormonlarımızın, enzimlerin ve dokularımızın büyük bir kısmı aminoasitlerden meydana gelir.

Besinlerin depolanması ve ulaşımında rol oynarlar. Organların, bezlerin, tendonların ve damarların fonksiyonunda etkileri bulunur.

Ayrıca yaraları iyileştirmede, özellikle de kas, kemik, cilt ve saçta hasar gören dokuları onarmada ve metabolizmada biriken her türlü atık maddenin yok edilmesinde çok etkili olurlar.

 

Amino Asit Kullanımı

Günlük yeterli proteininizi alıyorsanız çalışma sonrası anında aminoasit alıp almamanız çok önemli değil. Fakat eğer çalışmadan önce bir şeyler yemediyseniz durum farklı.

Eğer gün boyunca çok az yediyseniz ve çalışmadan önce de hiçbir şey yemediyseniz aminoasitleri alabileceğiniz en iyi zaman spordan hemen öncesi veya spor sırasında.

Çünkü spordan önce alıp kaslarınız için anabolik bir ortam yaratabilirsiniz. Spordan önce 15-20 gram ve spor sırasında ise 5-10 gram A-A alabilirsiniz.

Bunun yanı sıra eğer bir öğünde bitkisel bir protein kaynağı aldıysanız (veya vejeteryansanız ) beraberinde 5-10 gram A-A alabilirsiniz.

 

Amino Asit Faydaları

Vücut geliştirme çalışanlar için aminoasitlerin aşağıdaki faydaları bulunur:

– A-A  supplementlerinde ki amino asitler serbest formda oldukları için sindirilmeden çok hızlı bir şekilde kana karışırlar. Böylece çalışma sonrası ihtiyaç duyulan aminoasitler daha hızlı bir şekilde elde edilier.

A-A supplemetleri sayesinde daha az kalori alarak daha fazla A-A alabilirsiniz.

– Bütün A-A leri yeterli oranda içermeyen özellikle de bitkisel proteinlerin yanında A-A supplementleri alarak A-A havuzunu tamamlayabilirsiniz.

 

Amino Asit Zararları

Aminoasit supplementleri güvenlidir. Ama tirozin gibi bazı a-asitler yüksek dozlarda alındığı zaman mide bulantısı, anksiyete veya baş ağrısına neden olabilir.

 

Amino asit fiyatları

Kompleks a-asit ürünlerinin fiyatları yaklaşık 70-350 TL arasında değişmektedir.

 

Amino Asit mi Protein Tozu mu?

Protein tozu ve a-asitler arasındaki farkı merak edebilirsiniz. Sonuçta protein tozu aldığınız zaman da o protein a-asitlere ayrışıyor.

Aradaki fark, kompleks A-A supplementlerindeki amino asitlerin serbest formada olması ve sindirilmeye ihtiyaç duyulmadan çok hızlı kana karışması.

Ama ne olursa olsun eğer bir protein tozu kullanıyorsanız A-A kullanmanıza hiçbir şekilde gerek yok ve seçme şansınız varsa protein tozu kullanmak a-asit kullanmaya göre daha mantıklı.

 

Amino Asit mi BCAA mı?

»BCAA’lar çift zincirli amino asitlerdir ve aslında kompleks amino asit supplementleri BCAA da içerir.

Ama BCAA supplementleri daha fazla içerir. Kaslarımızın %33’ü BCAA’lardan oluşur ve BCAA’lar enerji olarak da kullanılır. BCAA’lardan lösin kas protein sentezini başlatan amino asittir.

Açıkçası kas yapımı için en önemli amino asitler BCAA’lardır ve günlük yeterli proteini alıyorsanız, A-A kullanmak yerine BCAA kullanmanız kas yapımı için çok daha iyi bir seçenek olacaktır.

Aletli Pilates: Vücut ve Zihin Uyumunu Güçlendiren Etkili Egzersiz

0
Aletli Pilates

Bu makalemizde, son zamanlarda popülerlik kazanan ve vücut-zihin uyumunu güçlendiren harika bir egzersiz olan “aletli pilates“ten bahsedeceğiz. Eğer siz de fitness dünyasına adım atmışsanız veya egzersizlerinizi çeşitlendirmek istiyorsanız, aletli pilates ile tanışmak size büyük faydalar sağlayabilir. Makalemizde resimler ve giflerle desteklenmiş olarak aletli pilatesin ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve hangi kasları çalıştırdığını ayrıntılarıyla öğreneceksiniz.

Aletli Pilates Nedir?

Aletli pilates, geleneksel pilates hareketlerinin özel aletlerle desteklenerek yapılmasıdır. Joseph Pilates tarafından geliştirilen pilates sistemi, vücut bilinci, esneklik, güç, denge ve koordinasyonu geliştirmeye odaklanır. Aletli pilates ise reformer, cadillac, wunda chair gibi özel tasarlanmış aletlerin kullanıldığı bir pilates türüdür.

Aletler, yaylar, kayışlar ve kaydıraklar gibi mekanizmalarla donatılmıştır ve bu sayede pilates egzersizleri daha etkili ve çeşitli hale gelir. Aletlerin direnci, hareketleri daha zorlayıcı yapar ve vücutta daha fazla kas grubunun çalışmasını sağlar. Bu da pilatesin gücünü artırırken vücudunuzu dengeli bir şekilde şekillendirmeye yardımcı olur.

Aletli pilatesin diğer bir avantajı ise yaralanma riskini azaltmasıdır. Aletlerin sağladığı destek ve kontrol, doğru formu korumanıza yardımcı olurken aynı zamanda kasları aşırı zorlamadan çalıştırır.

 

Aletli Pilates Nasıl Yapılır?

Aletli pilates derslerine katılmadan önce, deneyimli bir pilates eğitmeninden temel hareketleri öğrenmek önemlidir. Uzman bir eğitmenle çalışmak, hareketleri doğru bir şekilde öğrenmenizi ve uygulamanızı sağlayarak maksimum fayda elde etmenizi sağlar.
Aşağıda, temel aletli pilates hareketlerine örnekler ve açıklamalar bulunmaktadır:

Reformer hareketleri
Reformer Footwork (Reformer Ayak Hareketi)

Reformer üzerinde yatarak yapılan temel bir harekettir. Ayaklarınız platformun üzerindedir ve yaylar direnç sağlar. Bacaklarınızı düz tutarak platformu itip çekersiniz. Bu hareket, bacak kaslarınızı güçlendirir ve esnekliğinizi artırır.
Reformer Long Box Pulling Straps (Reformer Uzun Kutu İpleri Çekme)

Bu harekette, uzun kutunun üzerine yatarak ve ellerinizi uzun ip halatlarında tutarak üst vücut kaslarınızı çalıştırırsınız. Omuzlarınızı ve sırtınızı güçlendiren bu hareket, duruşunuza da olumlu etki eder.

Cadillac Hareketleri
Cadillac Leg Springs (Cadillac Bacak Yayları)

Cadillac aletinin bacak yaylarını kullanarak bacaklarınızı güçlendirebilir ve esnekliğinizi artırabilirsiniz. Aletin yaylarının direnciyle bacaklarınızı açıp kapatarak çalışırsınız.
Cadillac Arm Springs (Cadillac Kol Yayları)

Cadillac kol yayları, üst vücut kaslarınızı hedeflemek için kullanılır. Bu hareketle kol kaslarınızı güçlendirir ve tonlanmasına yardımcı olursunuz.

Wunda Chair Hareketleri
Wunda Chair Teaser (Wunda Chair Teaser Hareketi)

Wunda chair üzerinde otururken yapılan bir harekettir. Denge ve karın kaslarınızı çalıştıran bu hareket, vücut kontrolünüzü artırır ve sırt kaslarınızı güçlendirir.

Duvar Pilatesinin Fiziksel Sağlığa Faydaları

Duvar pilatesi, birçok fiziksel sağlık faydası sunar. İşte duvar pilatesinin önemli faydaları:

Postürün iyileştirilmesi: Düzgün duruş, vücutta denge ve hizalama sağlar. Duvar pilatesi, omurgayı destekleyen kasları güçlendirir ve postürün düzeltilmesine yardımcı olur. Düzgün bir duruş, sırt ve boyun ağrılarını azaltabilir.

Esnekliğin artırılması: Duvar pilatesi hareketleri, vücuttaki esnekliği artırmaya yardımcı olur. Esneklik, eklem hareket açıklığını artırır, kas gerginliğini azaltır ve kaslara daha fazla hareket alanı sağlar.

Kas gücünün geliştirilmesi: Duvar pilatesi, özellikle karın, sırt, bacak ve kolları hedefleyen egzersizleri içerir. Bu sayede, vücutta güçlü ve dayanıklı kaslar oluşur.

Denge ve stabilite kazanımı: Duvar pilatesi egzersizleri, denge ve stabiliteyi artırmaya yöneliktir. Bu, günlük yaşam aktiviteleri sırasında dengede kalmayı ve düşme riskini azaltmayı sağlar.

Nefes kontrolünün geliştirilmesi: Pilates, nefes kontrolünü vurgular. Duvar pilatesi hareketleri sırasında doğru nefes alıp verme teknikleri öğrenilir. Bu da rahatlama ve stres azaltma konusunda fayda sağlar.

Vücut farkındalığının artırılması: Duvar pilatesi, vücut farkındalığını artırmaya yönelik hareketleri içerir. Vücuttaki her kas grubunun bilincinde olmak, hareketleri daha verimli ve etkili hale getirir.

Daha iyi uyku: Düzenli olarak yapılan duvar pilatesi egzersizleri, uykunun kalitesini artırabilir ve uykusuzlukla mücadele etmeye yardımcı olabilir.

 

Aletli Pilates Hangi Kasları Çalıştırır?

Aletli pilates, vücudunuzun birçok farklı kas grubunu çalıştıran kapsamlı bir egzersiz yöntemidir. Şimdi, aletli pilatesin hangi kasları hedeflediğine bir göz atalım

Core kasları (Karın Kasları)

 

aletli pilates kas
Karın Kasları Anatomisi

Karın kaslarınızı etkin bir şekilde çalıştırarak güçlendirmeye yardımcı olur. Düzgün bir vücut postürü için temel olan bu kaslar, omurga ve bel sağlığınızı da destekler. Reformer ve wunda chair gibi aletler, core kaslarınıza odaklanmanızı sağlar.

Sırt Kasları

 


Sırt kaslarınızı güçlendirerek duruşunuzu düzeltir ve üst vücut gücünüzü artırır. Özellikle cadillac ve ladder barrel gibi aletler, sırtınıza direnç uygulayarak bu kas grubunu çalıştırır.

Bacak Kasları

Bacak Kas Sistemi
Aletli pilates bacak kas gelişimi

Reformer ve cadillac gibi aletler, bacak kaslarınızı çalıştırmak için idealdir. Quadriceps, hamstring ve calf kasları, aletli pilates sayesinde güçlenir ve esneklik kazanır.

Kol ve Omuz Kasları

Aletli-pilates hareketleri, kol ve omuz kaslarınızı hedefleyerek üst vücut gücünüzü artırır. Spine corrector ve pilates topu gibi ekipmanlar, bu kas gruplarınızı etkili bir şekilde çalıştırmanıza yardımcı olur.

Gluteus Kasları (Kalça Kasları)

Kalca kas sistemi
Kalça Kas Sistemi

Kalça kasları, vücut denge ve stabilitesi için kritik öneme sahiptir. Pilates, gluteus kaslarınızı çalıştırarak kalça gücünüzü artırır ve sıkı bir alt vücuda sahip olmanıza yardımcı olur.

Pilates Nasıl Yapılır?

Pilates, doğru tekniklerle ve düzenli olarak yapıldığında en etkili sonuçları verir. Peki, pilates egzersizlerini nasıl yapmalısınız? İşte size adım adım rehber:

Hazırlık aşaması: Her spor gibi, pilates yapmaya başlamadan önce bir ısınma rutini uygulamak önemlidir. Isınma hareketleri, kasları hazırlar ve sakatlanma riskini azaltır. Kol ve bacakları hafifçe germek, boyun ve bel bölgelerini döndürmek gibi basit ısınma hareketleriyle başlayabilirsiniz.

Temel egzersizler: Pilatesin temel hareketleri, çeşitli pozisyonlarda yapılan egzersizlerdir. Plank, köprü ve yere yatarken yapılan bacak kaldırma gibi egzersizler, temel kas gruplarını hedefler ve vücut dengesini geliştirir. Her bir egzersizi yavaşça ve kontrollü bir şekilde yapmaya özen gösterin.

Nefes tekniği: Pilates egzersizlerinin en önemli unsurlarından biri doğru nefes tekniklerini kullanmaktır. Egzersizler sırasında nefesinizi tutmayın; bunun yerine, derin ve düzenli nefes alıp verin. Nefes alırken karın bölgenizi şişirin, nefes verirken ise karın kaslarınızı içeri doğru çekin.

Esneme ve soğuma: Pilates egzersizleri bittikten sonra, vücuttaki gerginliği azaltmak için esneme hareketleri yapmak önemlidir. Esneme hareketleri, kasların esnekliğini artırır ve olası kas yaralanmalarını önler. Ayrıca, egzersizlerden sonra nabzınızı yavaşça düşürmek için 5-10 dakika süren bir soğuma dönemi de uygulayabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Aletli pilates ne işe yarar?
Vücut-zihin uyumunu güçlendirir, esneklik ve dengeyi artırır, kasları güçlendirir, duruşu düzeltir ve yaralanma riskini azaltır.

Aletli pilates için özel bir eğitmen gerekli mi?
Evet,  hareketleri doğru bir şekilde öğrenmek için deneyimli bir eğitmenle çalışmak önemlidir.

Aletli pilates hangi kasları çalıştırır?
Karın, sırt, kalça, bacak, göğüs ve kol kaslarını etkili bir şekilde çalıştırır.

Aletli pilates ağrıları azaltır mı?
Evet,  esneklik ve güç artışıyla birlikte vücuttaki ağrıları azaltmaya yardımcı olabilir.

Hangi sıklıkla aletli pilates yapmalıyım?
Bu, kişisel tercihlerinize ve fitness seviyenize bağlıdır. Haftada 2-3 kez aletli pilates yapmak, iyi sonuçlar elde etmenize yardımcı olabilir.

Herkese iyi sporlar.

8 Hareket ile Göbek Yağlarından Kurtulun

9
göbek yağ
8 Hareket ile Göbek Yağlarından Kurtulun

Gösterişli, adeta heykellerdekine benzer karın kası mı istiyorsunuz. Bu düşündüğünüzden daha kolay. Bu makalede dümdüz bir mide ve karın kasına sahip olmak için yapılabilecek en iyi karın kası egzersizlerini listeliyoruz.

 EGZERSİZ

karın kasları

1.“Bisiklet” egzersizini deneyin. Bu hızlıca karın kası yapmanıza yardımcı olur.Sırtüstü yatın bacaklarınızı kaldırın ve bisiklet sürermişcesine bacaklarınızı hareket ettirin. Ellerinizi başınızın arkasına koyun her bir bacağınızı yüzüne doğru çektiğinizde dirseğinizle bacağınıza dokunun. Örnek verirsek, sol bacak size doğru geldiğinde, sağ dirseğinizi bacağınıza dokundurun.

 

bel yağları
Crunch

2.Crunch yapın. Şekilli karın kasınıza hızlı ve verimli bir yoldan ulaşmak istiyorsanız crunch harika bir yoldur. Crunchun yüzlerce farklı varyasyonu bulunmaktadır. Crunch nasıl yapılırın 4 farklı cevabını vereceğiz.

  • Ellerinizi filmler de gördüğümüz Hristiyanların yemekte dua etmesi gibi birleştirin.Ardından başınızın yukarısına getirin. Bu şekilde kendinizi kaldırmaya çalışın. Crunch hands overhead pozisyonunuzu bozmamaya özen gösterin.

  • Şimdi yapılması güç ama bir o kadarda düz bir mideye sahip olmak için yapılması gereken bir hareketi anlatacağız adı cross-body crunch. Ellerinizi başınızın arkasında fazla sıkmadan birleştirin. Kalkarken sağ dirseğinizi sol dizinize doğru ikinci kez kalkarken sol dirseğinizi sağ dizinize doğru değdirin ve bu olayı tekrar edin.

  • Plates topu egzersizi… Egzersiz topunun ortasına belinizin üst kısmı tam olarak yerleşecek şekilde oturun. Ayaklarınız yerde ellerinizin birleşik olsun. Bu şekilde yavaşça karnınızı kullanarak kendinizi kaldırın ve bunu tekrarlayın.

  • Decline crunch egzersizi. Spor salonlarında vardır evde bu hareketi yapmak mümkün olmayabilir. Çapraz bir tahtaya yatın,ayaklarınızı gerekli bölgeye sabitleyin. Ellerinizi göğsünüz üzerine çapraz yerleştirin yavaşça kendinizi yukarı kaldırın ve indirin. Kolay gelmişse göğsünüze 15 kg’lık ağırlık alarak hareketi zorlaştırabilirsiniz.

 

bel çevresi
Plank

3.Plank egzersizi yapın. Plank kadınlar için karın kaslarınızın dayanıklılığını artıracak en güvenilir harekettir. Tek ihtiyacınız olan düz bir yüzey. Kolunuz acırsa halının üstü de gayet idealdir. Kendinize güvenin merak etmeyin karın kaslarınızı yırtmak öyle kolay değildir. Hareketi yaparken titrediğinizi,karnınızın yandığını hissedin.

  • Yüzüstü yere yatmakla başlayın. Dirseklerinizden parmak uçlarına kadar 2 kolunuzda yerde olsun.Şimdi ayak parmak uçlarından güç alarak plank konumuna gelin. Yere değen tek kısım kolların dirseklere kadar olan kısmı ve ayak uçlarınız olmalı.

  • En önemli kural vücudu düz tutmaktır.Belli bir zaman sınırınız yok dayanabildiğiniz kadar dayanın. 20 saniyeyle başlayabilirsiniz elbette.5 er 5 er artırmak mantıklı bir yoldur.

  • Artık plank hareketi kolay geliyorsa,tek kolunuzu kullanarak veya ayaklarınızı üst üste koyarak ta zor plank hareketini yapabilirsiniz.

  • Zorlaştırmak içi sırtınıza bir ağırlık alarak ta hareketi deneyebilirsiniz. Çocugunuz ya da kardeşiniz de gelip arkanıza sarılabilir.Hem de eğlenirsiniz.

 

göbek yağ

4. Kendi ağırlığınızla çalışın. Eşit yükseklikte 2 sandalye alın ya da koltuklarınızı buna göre ayarlayın. Üşenmeyin,üşenirseniz asla başaramazsınız. Kollarınızı dirseklerinize kadar düz bir şekilde sandalyenin kenarlarına koyun ardından bacaklarınızı karnınıza doğru çekin ve indirin.

 

göbek yağ

5. Leg raise yapın. Düz bir karın kası oluşturmak ve göbek yağlarından kurtulmak için mükemmel bir yoldur. Kasıklarınıza yakın karın bölgesini düzleştirir. Kısa sürede bile ne kadar etkili olduğunu hissedeceksiniz.

  • Düz bir zemine yatın. Laminente ve ya kalebodura yatmak sırtınızı acıtacaktır. Mümkünse yumuşak bir halı ve ya yoga minderi kullanın.

  • Bacaklarınızı paralel şekilde 90 dereceye kadar kaldırın ve indirin.Harekette en fazla verimi dizlerinizi bükmediğinizde alırsınız.

  • Bacaklarınızı yerden yavaşça kaldırmaya başlayın 90 derece ulaştığında bir an için bekleyin ve ardından tekrar başladığınız konuma dönün ve bunu tekrar edin.

6.Mümkün olduğunca kardiyo yapın. Günde 1.5-2 km koşun koşamıyorsanız 3-4 km yürüyün. Android ve ios mobil cihazlarınız için harika adım sayan programlar var. Yapabildiğinizi gördüğünüz de daha da hırslanacaksınız. Köpeğiniz varsa parka, bahçeye gidip onla oyunlar oynayın köpeğin enerjisiyle kilo verip düz karın kaslarına sahip olabilirsiniz. Bol su içmeyi unutmayın. Ev de otururken su içmek oldukça zordur ancak terlemeye başladığınızda zaten vücut su içmek isteyecektir.

 7.Başlangıçta haftada 3 gün aralıksız 30 dakika çalışın. Başlarda zor gelir ancak kaslarınızın ancak zorlandıkça güçlendiğini unutmayın. Yeterli seviyeye geldiğinizi hissettiğinden 2 günde bir çalışmaya başlayın. Bir süre sonra bu da yetersiz gelecek ve haftada 5 gün çalışmaya başlayın. Bu seviyeye gelene kadar farkı hissedeceksiniz.

8.Yazılan her şeyi açıklayan mükemmel bir videoyu paylaşıyoruz.Tek yapmanız gereken her gün 8 dakika aralıksız videoda animasyonlu olarak gösterilen bu hareketleri yapmak. Yazımızın adeta özeti olan bu videoyu bu sayfaya yer imlerine ekleyerek her gün ulaşabilirsiniz.

17-Alfa Alkillenmiş Anabolik Androjenik Steroidler

0
17-Alfa Alkillenmiş Anabolik Androjenik Steroidler
17-Alfa Alkillenmiş Anabolik Androjenik Steroidler

 

Geçen »yazı dizimde DHT’lerden bahsetmiştim. DHT beş ana AAS grubundan biri idi. Bu yazı dizimde ise gene ana sınıflandırmanın ana başlıklarından biri olan 17-alfa alkillenmiş AAS’lerden ayrıntılı olarak bahsetmek istiyorum.

Daha önce de belirtmiş olduğum gibi bir testosteron molekülü, DHT molekülü ya da nandrolon molekülü farketmez, bunların hepsi alkillenmiş olabilir ve bu alkillenme olayı bazı temel özellikleri değiştirdiğinden ayrı bir sınıfa konulmayı haketmektedir.

17 alfa alkillenmesinin temel nedeni moleküllerin ağızdan hap olarak alındıklarından karaciğerde ilk etapta yıkılmalarını engellemektir.

Kısaca alt sınıflandırma yapmak istersek:

  • 17-alfa alkillenmiş DHT’ler: Oksimetolon, oksandrolon, stanozolol

  • 17-alfa alkillenmiş testosteronlar: Methandienon,klorodehidrometiltestosteron, fluoksimeteron

  • 17-alfa alkillenmiş nandrolonlar: Etilestrenol ve miboleron

Şimdi tek tek inceleyelim bu steroidleri…

 

OKSİMETOLON – ANADROL – ANAPOLON

Anabolik
Anadrol

Popüler ticari isimleri Anadrol ya da Anapolon’dur. İlk başta anemisi, kemik erimesi ve kas yıkımı ile giden hastalığı olan insanları tedavi etmek için üretilmiştir.

Daha sonra steroid yapıda olmayan ‘epoetin alfa’ molekülü keşfedilince, yan etkilerinin azlığından dolayı, dirençli anemi ve kemik erimesi hastalarında Anadrol’a tercih edilmiştir.

Bununla birlikte Anadrol hala kilo kaybı yaratan değişik kronik hastaların tedavisinde kullanılmaktadır. Kilo alışını arttıran, güç kazandıran ve kırmızı kan hücrelerini çoğaltan bir moleküldür.

Anadrol DHT türevi bir hormondur. Aynı zamanda 17-alfa alkillenmiştir. 17.karbon atomunun alkillenmesi sayesinde karaciğerde yıkılımı engellenmiş olur. Ağızdan alınan AAS’ların çoğu da aynı gerekçe ile alkillenmiş durumdadır.

Anadrol genellikle 50 mg’lık tabletler halinde piyasadadır ve en güçlü androjenik AAS’lerden biridir.

Özellikle kullanımına başlanıldıktan sonraki ilk 3 haftada hacim artışı yüksek olmaktadır. İlk 2 haftada 8 kg’ye kadar hacim artışı olabilmektedir, bu daha çok kaslarda su toplanmasına bağlıdır.

İşin ilginç tarafı androjenik reseptörlere bağlanması oldukça zayıf olmasına rağmen, protein sentezindeki artışı tetikleyerek bu etkiyi ortaya çıkarmaktadır.

Bu nedenden dolayı atletler ve vücut geliştiriciler arasında yaygındır. Aynı zamanda su tutucu etkisi fazla olduğundan bu da kasların iri gözükmesine katkıda bulunur.

17-alfa alkillenmiş olduğundan en ciddi yan etkisi karaciğere toksik olmasıdır. Uzun dönem kullanılması hepatit, karaciğer kanseri ve siroz’a yol açabilmektedir.

Bu molekül DHT olduğundan aromatize olamaz, yani östrojene çevrilemez ve yapısal olarak progestine benzerliği de yoktur (progestin benzeri steroidlerin östrojenik yan etkileri olabiliyordu).

Tüm bunlara rağmen tuhaf bir biçimde östrojenik yan etkileri mevcuttur.

Bazı yayınlara göre bu etki molekülün östrojene çevrilmeden direkt olarak östrojen reseptörlerine bağlanmasından kaynaklanmaktadır.

Aynı şekilde androjenik reseptörlere de kuvvetli bağlantısının olmadığını ifade etmiştik.

Özet olarak bu hormon reseptör düzeyinde aktif olmasa da bir şekilde androjenik ve östrojenik güce sahiptir.

Su tutma, jinekomasti ve hipertansif yan etkileri östrojenik etkisine bağlıdır ( bu bir test sorusu olsa ve aşağıdakilerden hangi DHT en fazla östrojenik aktivitiye sahiptir denilse doğru şık şüphesiz oksimetolon olacaktır!).

Reseptör düzeyinde aktif olmamasının şöyle bir yararı vardı ki: bulking kombinasyonlarında diğer kullanılan steroidlerle reseptör düzeyinde yarışmayacaklardır, yani kombine kürlerde diğer steroidlerin etkisini azaltmadan rahatlıkla kullanılabilir.

Östrojenik yan etkilerin bir aromataz inhibitörü olan Letrozole ile azalması da ilginç bir anekdottur.

Doğal testosteron üretimini baskıladığından dolayı takviye testosteron ile beraber kullanılması uygundur.

Anadrolun kuvvetli karaciğer toksik etkisi nedeni ile kürlerdeki kullanım süresi 6 haftadır. Hatta çoğu sporcu bu süreyi 4 hafta ile sınırlandırmıştır.

Her programda farklılık gösterse de genellikle günlük 50-100 mg arası kullanılmaktadır. Ülkemizde Anapolon ismi altında 50 mg’lık tablet olarak değişik hematolojik hastalıklarda kullanılması endikasyonu ile satılmaktadır.

 

OKSANDROLON – ANAVAR

Anabolik
Anavar

Ticari ismi Anavar’dır. En önemli özelliği yan etkilerinin oldukça düşük düzeyde olmasıdır ve spor dünyasında bu açıdan popülerdir.

Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da güvenle kullanılabilir. Piyasadaki en pahalı AAS’lerdendir. DHT türevidir, bundan farkı kimyasal A-halkası’ndaki karbon-2 yerine oksijen eklenmesidir ve bu sayede anabolik etkisi arttırılmış olmuştur.

Aynı zamanda metabolik olarak yıkılımı da azalmıştır. DHT’den ikinci farkı ise 17. karbonuna metil grubu eklenmiş olmasıdır ki bu diğer bir ifade ile alkillenmiş olduğu anlamına gelir. Bu sayede oral yoldan kullanımı mümkün olmuştur.

Anavar’ın da bir takım medikal kullanım alanları vardır. Özellikle ameliyat ya da infeksiyona bağlı kaşeksi durumlarında kilo aldırmak ve uzun süre kortikosteroid tedavisi alanlarda kemik erimesini (osteoporoz) engellemek için kullanılmaktadır.

Anavar’ın anabolik etkisi testosterona göre 3-6 kat daha fazladır. Anabolik oranı 322-630 arasında değişmektedir ( daha önce de bahsettiğim gibi testesteronda anabolik oran 100 ve androjenik oran 100 olarak kabul edilir).

Fakat gerçek yaşama aynı biçimde aksetmez ve de en kuvvetli ‘bulking’ AAS’ler arasında anılmaz, hatta zayıf olarak kabul edilir. ‘Cutting’ evresindeki anabolik gücü ve atletik performansı arttırmadaki özelliği ise önemlidir. Androjenik açıdan zayıf olması nedeni ile kadınlar arasında da oldukça popülerdir.

Anavar’ın özellikle şu özellikleri önem taşımaktadır:

  • Kas içindeki nitrojen retansiyonunu arttırması ve böylece katabolik durumu anabolik faza çevirmesi.

  • SHBG (sex hormone binding globulin) azaltması ve bu sayede dolaşımdaki serbest testosteron ve kombine kullanılan diğer AAS’leri arttırması.

  • Glukokortikoid hormonunu inhibe etmesi ( bu hormona bağlı tüm zararlı etkileri tersine çevirir).

  • Kırmızı kan hücresi sayımını arttırması ve bu sayede kas dayanıklılığında artış sağlaması.

Direk olarak çok kuvvetli yağ yakıcı etkiye sahip olması (bir önceki yazımda incelediğim DHT molekülleri de bu açıdan oldukça faydalı idi, oksandrolon da 17-alfa alkillenmiş olsa bile bir DHT ve ruhunu kaybetmemiş ).

Anavar aromatize olmadığından östrojene dönüşmez ve östrojenvari yan etkiler olan yüksek kan basıncı ve jinekomastiye neden olmaz.

Çok kuvvetli bir androjenik steroid olmasa da androjenik etkileri mevcuttur. Özellikle genetik duyarlılığa sahip bireylerde kellik, akne oluşumu ve vücut kıllanması görülebilir.

Anavar’ın lipid profili üzerindeki etkisi ise belirgindir. HDL’de düşme ve LDL’de yükselme görülür. Kolesterol sorunu olanlar bu ilacı kullanmamalıdırlar.

Diğer bireyler ise diyetlerine dikkat etmeli ve kardiyo egzersizlerini ihmal etmemelidirler.

Tüm AAS’ler doğal testosteron üretimini baskılamaktadır fakat Anavar’da bu durum minimum düzeyde görülmektedir. Gene de çoğu birey dışarıdan testosteron takviyesi almak zorundadır.

Aslında bu durum biraz da kişinin doğal testosteron üretim kapasitesi ile ilgilidir. Yapılan çalışmalarda doğal testosteron üretiminin tamamının değil yüzde 50’sinin baskılandığı tespit edilmiştir.

Bu yüzde 50 testosteron seviyesi ile hayatlarını normal ritminde idame ettiren sporcular mevcuttur.

Anavar kürü bittikten sonraki dönemde ise doğal testosteron düzeyi hemen yerine gelmez ve zamana ihtiyaç vardır.

Bu zaman zarfında Nolvadex veya Clomid gibi seçici östrojen reseptör düzenleyicileri (SERM) ya da HCG kullanımı fayda sağlamaktadır. PCT döneminin ana mantığı da budur zaten.

17-alfa alkillenmiş molekül olduğundan karaciğere zarar verme potansiyeline sahiptir. Karaciğer enzimlerini yükseltmektedir.

Gene de tüm alfa alkillenmiş ajanlar arasında karaciğere en az zarar veren moleküldür. Anavar kullanımını 8 hafta ile sınırlamak ve karaciğer enzimleri normalleşene dek bir daha 17 alfa alkilleyici ajan kullanmamak lazımdır.

Aynı zamanda Anavar ve diğer 17-alfa alkilleyici ajanları kullanırken karaciğer detoksifiye edici molekülleri beraberinde kullanmak oldukça fayda sağlayıcı bir yöntemdir.

Günlük 20-30 mg Anavar’ın 6-8 haftalık kullanımı oldukça yaygındır. Günlük 50-60 mg’da faydalarla beraber yan etkiler de artış göstermektedir.

Anavar bulunması nispeten zor ve ‘black market’ fiyatları bile oldukça pahalı olan bir moleküldür.

 

METHANDROSTENELON – DİANABOL – D-BOL

Anabolik
Dianabol

En popüler ticari ismi Dianabol ya da D-bol olan bu molekül tüm zamanların en popüler oral steroididir. Tedavi amaçlı kullanılmasından ziyade özel olarak atletler için üretilmiştir.

Bu steroidin hikayesi taa ABD-SSCB olimpiyat çekişmesine kadar dayanmaktadır.

ABD bu molekülü SSCB’ye karşı olimpiyatlarda üstünlük sağlamak için özel olarak ürettirmiştir ve de başarılı olmuşlardır. 1958 senesinde Ciba Pharma firması tarafından Dr.Ziegler’in yardımı ile piyasaya sürülmüştür.

Bu ilaç üretilirken ki amaç hızlı etkili ve düşük androjenik etkili ama anabolik gücü kuvvetli bir testosteron yaratmak idi.

İlaç piyasaya sürüldükten sonra FDA Ciba şirketi’ne ilacın medikal tedavi olarak da kullanılabilir olması için baskı yaptı ve de nihayet kemik erimesi (osteoporoz) açısından kullanılabilen medikal tedavi listesine eklendi.

Baskılardan bıkan Ciba firması 1983’te ilacı üretmeye son verdi fakat bu steroid yer altı laboratuvarlarında üretilmeye devam etti.

Bunların fitness’taki jargonu ‘black market’ idir. Üretimi durmuş olan çoğu steroid hala temin edilebiliyorsa bu ‘black market’ sayesindedir.

Bunların detaylı kontrolleri yapılamadığından ‘black market’ta olup da ismi temiz olan ve istikrarlı bir üretim ağına sahip olan markalar tercih edilmelidir.

Dianabol 1. Ve 2. karbon atomlarına çift bağ eklenmiş olan bir testosteron molekülüdür.

Bu ufak değişim hormonun androjenik yan etkilerini azaltmak içindir. 17. karbon pozisyonunda ise metil grubu taşımaktadır ve bu sayede ağızdan alındığında parçalanmaktan kurtulmaktadır.

17. karbon pozisyonunda metil taşıdığı için 17-alfa alkilleyici molekül olarak kabul görmektedir. Görüldüğü üzere AAS incelemelerini dikkatlice okursanız her olayın bir nedeni bulunmaktadır. Hiçbir ekleme ya da modifikasyon boşuna yapılmamaktadır.

Dianabol’un eklenen çift bağlar sayesinde androjenik etkisi 40-60 olarak kabul görür. Anabolik etkisi ise tamdır, yani 100’dür.

Testosteron molekülünde ise daha önce defalarca ifade ettiğim üzere bu oran 100/100 idi, yani anabolik etki 100 ve androjenik etkisi de 100. Testosteron molekülü bu şekilde bir referans noktasıdır.

Dianabol; Anapolon ve Anavar gibi 17-alfa alkilleyici olsa da 17-alfa alkilleyici testosterondur. Oysa ilk başta bahsettiğim diğer 2 molekül 17-alfa alkilleyici DHT idi.

Bu her zaman akılda tutulmalıdır. Diğer iki molekül DHT olduğundan özellikle ‘cutting’ fazda yağ yakıcı ya da performans arttırıcı olarak önem kazanmışken Dianabol ‘bulking’ olayında da önemli bir moleküldür.

Dianabol anabolik etkisini protein sentezini arttırarak, nitrojen retansiyonu sağlayarak ve glikojenolizis ile yaratmaktadır.

Kasların %16’sı nitrojenden oluşmaktadır ve daha fazla nitrojen retansiyonu olduğunda daha anabolik ortam sağlanmış olur. Nitrojen eksikliğinde kaslar katabolik faza girmektedirler.

Dianabol’un sinerjistik etkisi oldukça iyidir, beraber kullanıldığı tüm moleküllerin etkisini arttırmaktadır. Etkileri ise hızlı ve dramatiktir.

Birkaç hafta içinde 9-10 kg’lık kas kütle artışları sağlayabilmektedir. Bununla birlikte hızlı bir güç artışı da sağlamaktadır. Kütledeki hızlı artış nedeni ile atletler tarafından çok tercih edilmezler, Anavar veya Winstrol bu insanlar için daha uygundur.

Yan etki profili açısından incelersek testesteron bazlı bir molekül olduğundan ne yazık ki aromataz ile etkileşime girip östrojene dönüşebilir.

Jinekomasti ve su tutup ödem yapıcı etkileri belirgindir. Bu etkiler nedeni ile dianabol’un yanında anti-östrojen ilaçlar kullanmak gereklidir.

Bunlar ya SERM grubuna ait Nolvadex ( tamoxifen içerir) ya da aromataz inhibitörü (AI) olan Femara ( letrozol içerir) tarzı ilaçlardır.

AI grubu ilaçlar daha etkilidir fakat sıkıntı şudur ki lipid profilini kötü etkilerler. Zaten Dianabol da lipid profilini olumsuz etkilediğinden ikisini birlikte kullanmak kolesterol açısından oldukça risklidir.

Dianabol kuvvetli androjenik olmasa da gene de bir takım androjenik yan etkiler görülebilir.

5-alfa reduktaz enzimi tarafından methandrostenelon dihidromethandrostenelon’a dönüştüğünden ve androjenik etkiler daha çok methandrostenelona bağlı oluştuğundan Finasterid çok işe yaramaz.

Kadınlarda da virilizasyon semptomlarını arttırmaktadırlar (ses kalınlaşması, vücut kıllanmasında artış ve klitoriste büyüme).

Dianabol ile HDL (faydalı kolesterol) anlamlı olarak azalırken, LDL (zararlı kolesterol) anlamlı olarak artmaktadır. Hele ki AI ile beraber kullanıldıklarında bu etki çok daha şiddetli olmaktadır.

Bu molekül doğal testosteron üretimini de anlamlı olarak baskılamaktadır, dışarıdan testosteron ile birlikte kullanılması önem taşımaktadır.

Kür bittikten sonra oluşan boşuk döneminde de PCT mutlaka başlanmalıdır. PCT için SERM’ler (Nolvadex veya Clomid) ile beraber sıklıkla HCG de kullanılır.

Bu sayede boşluk dönemi oluşması engellenir ve doğal testosteron üretimi hızlıca sağlanmış olur.

17-alfa alkillenmiş bir steroid olduğundan hepatotoksik etkiye sahiptir. Toksik etkisi orta derecededir.

Karaciğer enzimlerini mutlaka yükseltecektir ve her yükselme vakası da karaciğere zararı göstermez, potansiyel zararı da ortaya koyuyor olabilir.

Hasarı engellemk için kullanımını 6 haftada kısıtlamak mantıklıdır.

Tekrar 17-alfa alkillenmiş bir ajan başlamak için de gene 6 ilaçsız hafta geçmesi gerekmektedir.

Dianabol çoğu insanda günlük 15 mg dozu ile anlamlı değişiklikler oluşturabilir. Günlük 20-25 mg, 30-35 mg kullananlar da vardır. Hatta tecrübeli bazı vücut geliştiricilerin günlük 50 mg’a çıktıkları da görülmüştür.

Fakat her çıkılan doz beraberindeki yan etkileri de çok arttıracaktır, bunu da her zaman akılda tutmak gerekir. Bulunması nispeten kolay ve ucuz bir moleküldür.

 

STANOZOLOL – WİNSTROL

Winstrol
Winstrol

En popüler ticari ismi Winstrol olan bu molekül 1950’li yıllarda piyasaya sürülmüştür.

Spor camiasında oldukça iyi bilinir. Son dönemde yaşanan birçok sporcu skandalları ile ününü oldukça arttırmıştır. 1988 yaz olimpiyatlarında rekorlar kıran Ben Johnson bu ilaç nedeni ile ihraç edilmiştir.

Bizim ülkemizdeki haltercilerin de doping testlerinde de ne yazık ki bu madde tespit edilmiş olduğundan, cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmışızdır.

Bu molekül esasen kütle artışı yapmadan gücü ve dayanıklılığı arttırdığı için özellikle atletler tarafından tercih edilmektedir.

Medikal açıdan ise osteoporoz, obezite, büyüme geriliği ve anjioödem tedavilerinde kullanılabilir. Moleküler olarak DHT türevidir ve yapılan iki değişiklikle DHT’den farklılaşmıştır.

İlk değişiklik hormonun A-halkası’na pirazol grubunun eklenmesi ve heterosiklik bir molekül yaratılmış olması, ikincisi ise 17. karbona metil grubu eklenmesidir.

İlk olay sayesinde androjenik etkiler azaltılmış anabolik etkiler arttırılmıştır. Hatta anabolik/androjenik durum 320/20 olarak tespit edilmiştir.

İkinci olay ise hepinizin artık bildiği gibi ağızdan alındığında parçalanmasının engellenmesidir, zaten bu nedenden dolayı 17-alfa alkilleyici DHT sınıfına girmişti.

Winstrol seks hormon bağlayıcı globulini yüzde 50 gibi yüksek oranda düşürür ve dolaşımdaki serbest testosteron oranını yükseltmiş olur.

Beraberinde kullanılan testosteronun kandaki serbest dolaşan formunu da arttırmış olur. Protein sentezini kuvvetli biçimde arttırır ve nitrojen retansiyonunu sağlar.

Kırmızı kan hücresi (RBC) sayısını arttırır ve glukokortikoidleri inhibe eder. Winstrol hem oral hem de enjeksiyon olarak kullanılabilen bir steroiddir.

İşin ilginç kısmı her iki moleküler çeşidi de 17-alfa alkillenmiştir. Enjeksiyon formu Winstrol Depot olarak adlandırılır.

Bu molekül özellikle sporcularda gücü ve hızı arttırmak için kullanılır, bunu yaparken de kas hacmini göze sokacak düzeyde çok fazla arttırmaz.

Bazı yayınlarda tendonlara zarar verebileceği söylenmişse de aksini iddia eden yayınlar da mevcuttur.

Eklem ağrılarına yol açabilir fakat bu molekülün düşük doz nandrolon ile beraber kullanımı sporcular arasında oldukça yaygın bir kürdür ve de nandrolon ile beraber kullanıldığında eklem ağrıları ortaya çıkmaz.

Atletlerin yanı sıra vücut geliştiricilerin bu molekülü kullanması özellikle oldukça ‘lean’ (lean yağsız kası simgeler) olduklarında faydalıdır.

Kıvrımların belirgin, kasların sıkı ve sert olmasını sağlar. Diyet yapıldığında (definasyon dönemi) güç azalmasının Winstrol sayesinde önemli ölçüde engellendiği ortaya konulmuştur.

Yan etkilerine gelecek olursak; DHT yapısında olduğundan aromatize olmaz ve östrojenik bir yan etkisi yoktur.

Bu şu anlama gelir ki jinekomasti ve su tutulumu yapmaz, su tutulumuna bağlı gelişebilecek hipertansiyon ortaya çıkmaz.

Androjenik yan etkiler özellikle genetik olarak yatkın insanlarda olasıdır.

Erkeklerde saç dökülmesi ve akne, kadınlarda ise virilizasyon semptomları yaratabilir.

Lipit profili üzerinde ise HDL düşürerek ve LDL yükselterek etki yapar, bu konuda oldukça dikkatli olunmalıdır.

Vücudun doğal testosteron üretimini baskılar, bu nedenle beraberinde dışarıdan testosteron ile birlikte kullanılması gereklidir.

Daha önce defalarca bahsetmiş olduğum PCT de kür sonrası ihmal edilmemelidir.

17-alfa alkillenmiş olduğundan hepatotoksiktir, karaciğere zarar verme gücü Anavar’dan daha fazla Dianabol’dan daha azdır. Tabiki bu durumlar yüksek dozlarda daha belirgindir.

Karaciğer enzim yükselmesi mutlaka görülür fakat her karaciğer enzim yükselmesi de direkt hasarı göstermez, daha çok karaciğer üzerine olan baskıyı ifade eder.

Hem oral hem de enjeksiyon formu hepatotoksiktir. Kullanım süresi 6-8 hafta ile sınırlanmalı ve de kullanım sırasında kesinlikle alkol tüketilmemelidir.

Kür sonrası da en az 6-8 hafta herhangi bir 17-alfa alkillenmiş molekül kullanılmamalıdır.

En sık kullanılan kullanım dozları ise oral yoldan kullanılacaksa günde 25 mg, enjeksiyon formu kullanılacaksa günaşırı 50 mg’dır.

 

FLUOKSİMESTERON – HALOTESTİN

Halotestin
Halotestin

Ticari ismi Halotestin’dir. 1950’li yıllarda Upjohn firması tarafından piyasaya sürülmüş oldukça kuvvetli bir AAS’tır.

İlk zamanlarda kas yıkımı, kemik kırığı, malnütrisyon, erkeklerdeki androjen eksikliği tedavilerinde kullanılmıştır.

Uzun süre kortizona maruz kalan hastalarda,paraplejide, meme kanserinde ve hatta yanık hastalarında dahi kullanılmıştır.

Bu steroid piyasadaki en güçlü ve en hızlı etki edenler arasında yer alır.

Kullanım oranı aynı paralellikte değildir. Esasen güçlü anabolik etkisine rağmen kütle arttıcı etkisi yoktur.

Saf güç artışı açısından muazzam etkilidir. ‘Cutting’ kürlerinde kullanılabilir. Özellikle vücut geliştiriciler yarışma öncesi son bir iki hafta içinde faydalanabilirler.

Fluoksimesteron testosterondan daha doğrusu metiltestosterondan türemiş bir moleküldür.

Ağızdan alınması mümkün olsun diye 17.karbon atomuna metil grup eklenmiştir.

Bu da 17-alfa alkillenmiş bir testosteron olduğu anlamına gelir. Aynı zamanda 3. ve 9. karbonlarda flor grubu, 11.karbonda hidroksil grubu taşımaktadır.

Bu değişiklikler molekülün aromatize olmasını engeller ve androjenik doğasını arttırır.

Halotestin‘in androjenik aktivitesi metiltestosteronun çok ötesindedir. Yapısal olarak androjenik/anabolik oranı 1900/850’dir.

Bu rakamlar inanılmaz yüksek görülebilir lakin kandırıcıdır zira anabolik etkisi pratikte sıfıra yakındır.

Bu molekül herhangi bir anabolik etkiye dönüşmez ve asıl etkisini androjenik yoldan ortaya koyar.

Halotestin kırmızı kan hücrelerini, hemoglobin ve hematokrit düzeylerini en fazla arttıran steroidlerdendir.

Bu özelliği gücü arttırmadaki muazzam etkisine yardımcı olur. Halotestin aynı zamanda çok güçlü yağ yakıcı özelliğe sahiptir. Karaciğerdeki yağ asidi oksidasyonu üzerinde rol oynar.

Bu steroid esasen güç ve agresyon artışı sağlamaktadır. Sporcuların agresif özelliğini arttırır ve patlayıcı bir güce büründürür. Sinirli bir karaktere büründürse de, kişilik özelliklerini etkilemez.

Haltercilerde, güce dayalı spor yapan atletlerde ve hemen yarışma öncesi dövüş sporcularında popülerdir.

Sporcular müsabaka öncesindeki birkaç haftalık periyotlarda kullandıklarında, elde edilen güç diğer steroidlere göre çok daha fazladır.

Kas hacminde artış yapmaz. Bu steroid spesifik nedenlerle kısa süreli kullanılan bir moleküldür.

Testosteron yapısında olmasına rağmen aromatize olmaz ve jinekomasti ile su tutma etkisi bu hormonda görülmez.

Yan etkileri esasen androjenik gücünün fazla olmasından kaynaklanır ve de finasteride isimli 5 alfa reduktaz enziminden fayda görür. Kadınlarda ileri derecede virilizasyon semptomları yaratır.

Lipit profilini olumsuz olarak etkiler. Doğal testosteron salınımını ileri derecede azaltır. Steroidi kestikten sonraki dönemde PCT verilmelidir. 17-alfa alkilleyici ajan olduğundan karaciğere toksik etki göstermektedir.

Halotestin kesinlikle 4 haftadan daha uzun bir süre kullanılmamalıdır, zaten sporcular tarafından müsabaka öncesindeki son 2 hafta tercih edilmektedir.

Günlük 10-40 mg doz aralığında kullanılmaktadır. Esasen günde 10 mg kullanılsa da 20 mg’ın daha etkili olduğu belirtilmektedir.

Tüm bu dozları tolere edenler 40 mg’a çıkabilmektedir fakat bu dozun çok yıkıcı yan etkileri olabilir. Yemeklerle birlikte alınması emilimini azaltmaktadır.

Çoğu oral AAS gibi aç karnına alınmalıdır. Halotestin ‘black market’te bile bulunması zor olan bir moleküldür.

 

KLORODEHİDROMETİLTESTOSTERON – TURİNABOL

Turinabol
Turinabol

Ticari ismi Turinabol‘dur. 1962’de Doğu Almanya’da Jenapharm firması tarafından üretilmiştir.

1974-89 yılları arasında Doğu Alman sporcular tarafından olimpiyat yarışmalarında kullanılmıştır. O zaman zarfında doping testlerinde dahi tespit edilmiyordu.

Doğu Alman doping skandalı patlak verdikten sonra firma 1994 senesinde bu molekülün üretimine son verdi ve o tarihten itibaren ancak ‘black market’ ten temin edilebiliyor.

Bu molekül methandrostenelondan (dianabol) türemiştir ve testosteron temelli bir moleküldür.

Dianabol da hatırlayacğınız gibi testosteron temelli idi. Dianabol 1. ve 2. karbon atomlarına çift bağ eklenmiş olan bir testosteron hormonudur.

Bu çift bağ eklenmesinin nedeni anabolik açıdan daha güçlü olmasını sağlamak içindir. 4.karbon atomuna ise klor gurbu eklenmiştir ve amaç aromatize olmasını engellemek, androjenik etkisini azaltmaktır.

Son olarak da ağızdan alımını sağlamak için 17.karbon atomuna eklenmiş olan metil grubudur. Zaten bu nedenden dolayı 17-alfa alkillenmiş gruba dahildir.

Turinabol çoğu AAS gibi protein sentezine ve nitrojen retansiyonuna olumlu etki eder, kırmızı kan hücre sayısını arttırır.

Tüm bu etkileri ılımlıdır. Fakat bu hormonu asıl değerli kılan seks hormonu bağlayıcı globulini (SHBG) anlamlı derecede azaltma yeteneğidir. Serbest testosteron miktarını arttırmış olur.

Bu sayede beraberinde kullanılan diğer moleküllerin etkisini de etkili ölçüde arttırmış olur, sinerjistik etkisi iyi olduğu anlamına gelir.

Kas dayanıklılığını ve gücü arttırdığı için atletler açısından çok popüler bir moleküldür.

Kas hacminde artış isteyen vücut geliştiriciler için kütle artışı sağlamaz. Dianabol gibi büyüme sağlamaz ya da Deca Durabolin gibi kas hacminde çok artış sağlamaz, etkisi daha ılımlıdır.

Fakat gene de aromatize olmadığından saf kas hacmine katkıda bulunur, sağlam bir görüntü verir. SHBG azaltma etkisi sayesinde örneğin Deca ile beraber kullanıldığında etkisini çok fazla arttırır.

Cutting evresinde de çok tercih edilmez zira Winstrol ya da Masteron ile kıyaslandığında sunduğu sertlik daha azdır.

Bu molekül yağsız kas dokusunu korumada ve dayanıklılığın arttırılmasında özellikle faydalıdır.
Turinabol’un etkileri ılımlı demiştik, yan etki bakımından da en ılımlı AAS’lerdendir. Aromatize olmadığından östrojenik yan etkiler olan jinekomasti ve su tutulumu yapmaz.

Androjenik yan etkileri de oldukça azdır yalnızca genetik açıdan duyarlı bireylerde saç dökülmesini hızlandırabilir.

En olumsuz yan etkisi kardiyovasküler açıdandır. HDL’yi anlamlı ölçüde azaltırken LDL’yi arttırır.

Doğal testosteron üretimini baskılayacağından dışarıdan takviye testosteron ile beraber kullanılmalıdır. PCT uygulamak da elzemdir.

17-alfa alkilleyici ajan olduğundan ileri derecede olmasa da karaciğere toksik etkiye sahiptir.

Günlük doz aralığı 15-25 mg olsa da 40 mg’a kadar çıkanlar da olmuştur. Kürler 6-8 hafta sürmektedir, 8 hafta geçilmemelidir.

6-8 haftalık kullanım sonrası gene herhangi bir 17-alfa alkillenmiş molekül 8 hafta boyunca kullanılmamalıdır.

 

MİBOLERON – NANDROLON

Cheque Drops - Mibolerone
Cheque Drops – Mibolerone

Nandrolon orijinli bu hormon esasen 1960’lı yıllarda veterinerler için piyasaya sürülmüştür.

Piyasa ismi Cheque Drops idir. Üretim amacı dişi köpeklerdeki menstrüel döngüyü bozarak hamile kalmalarını engellemekti.

Üretilmiş olan en kuvvetli AAS’lardan biridir ve ‘black market’te dahi bulunması çok zordur. Özellikle kafes dövüşçüleri müsabaka öncesi kullanarak inanılmaz bir güç elde ederler.

Nandrolon molekülünün 7. ve 17. karbonlarına metil gurubu eklenmesi ile elde edilmiştir.

7.karbona eklenen metil grubu hormonun androjenik özelliğini arttırmak ve 5-alfa reduktaz enzimi ile etkileşime girmesini azaltmak içindir.

17.karbona eklenme nedeni ise oral olarak alınmasını sağlamak içindir.

Testosterona kıyasla 5.9 kat daha anabolik ve 2.5 kat daha androjeniktir.

Esasen pratikte anabolik etkisi görülmez fakat androjenik etki açıdan çok güçlüdür.

Yarı ömrü 3 saattir ve etkisi öyle güçlüdür ki miligram olarak değil mikrogram olarak alınır. Müsabakalardan 30-40 dakika önce alınır.

Aromataz etkileşimi çok güçlüdür ve aynı zamanda güçlü bir progestindir. Fakat uzun süreli kullanımı olmadığından östrojenik etkileri pek görülmez.

Asıl kullanım faydası inanılmaz agresyon artışıdır. Bu özellikle dövüşçülere müsabaka sırasında avantaj sağlar.
Yan etkileri de oldukça ciddidir.

Östrojenik, androjenik, lipid profili, testosteron baskılanması ve karaciğer üzerine güçlü yan etkileri mevcuttur.

Müsabakadan 30-40 dakika önce 200-300 mikrogram alınmaktadır. 500 mikrograma kadar alanlar da vardır.’Black market’ta bulunması oldukça zordur.

 

ETİLESTRENOL – ORABOLİN

Orabolin
Orabolin

Ticari ismi Orabolin olan bu molekül 17-alfa alkillenmiş olan bir nandrolondur. Piyasada şu an için ‘black market’ dahil bulunmamaktadır.

Bir sonraki yazımda AAS ana başlığı altında yer alan saf testosteron moleküllerinden bahsedeceğim. Bol sağlıklı ve spor dolu günler dileğim ile…